Ayrılık ne biliyormusun?
Ne araya yolların girmesi,
ne yıldız kayması gecede,
ne güz, ne ceplerde tren tarifesi,
ne de Turna katarı gökte.
Însanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık
ipi kopmuş boncuklar gibi
yollara döktüğü gözlerini,
birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardından dünyalar ışıyan camlar dururken,
duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak
ayrılık.
Sevmiyeceksin beni...Biliyorum
Bu şehri bana dar edeceksin. ..
Çünkü anladın ;sevgimden tanıdın beni .
O yanık, o hasta bakışımdan...
Uçuruma atlar gibi sevdalanışımdan ...
Sevmek deyince,
Hemen ardından,
Ölüm ,dememden anladın. ..
Din için ölmek palavra. Sadece bizi korkutmak için palavra atıyorlar. İrlanda uğruna ölmek de palavra .Artık kimse hiçbir şey uğruna ölmüyor .Yeteri kadar insan ölmüş .Ben ne İrlanda uğruna ne de din uğruna ölürüm doğrusu .Belki, annem için ölebilirim.
Mutlu olmamız için her şeye sahibiz, ama mutlu değiliz. Bir şey eksik. Etrafa bakındım. Ortadan kaybolduğunu kesinlikle bildigim tek şey, on-on iki yıldır yaktığım kitaplardı.