“ Ayrılık ne biliyor musun?
Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık.
İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine.
Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi.
Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık.
Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun.
İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi.
Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde.
Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin.
Parmaklarını sözüne pınar edememek.
Uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça.
Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan.
Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun.
Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması.
Ayrılık o küçük ölüm... "
- Kalbinde zerre miktar iman olanın cennete gireceği umulur.
Bu müjdeyi duyan sahabe sorar:
Ya Resulallah, zerre miktar iman nedir?
- "Bir müslüman vakit namazlarından birini elinde olmadan kaçırır, bir sonraki namazın vakti girdikten sonra hatırlar da, bundan dolayı kalbine şiş saplanmış gibi olursa, onda zerre miktar iman vardır."