"...Akşam karanlığında ve önlerinde, Tanrı Ülgene doğru yükselen şu dağın en yüce doruğunda, daha üstte bir yarım ay pırıl pırıl parlıyordu. Bu parlak ışık altında dağ, zengin ve cömert, güzel ve asil duruyordu. Ay-Atam, bir dağa baktı, bir aya baktı ve farkında olmadan: 'Ayın altında bir dağ!.' dedi; 'Bu da bir ay.. yerin üstüne oturmuş ve göğe temel durmuş.'
'Alt-Ay!.' diye çığrıştı kızlar; yorgunluklarını unutmuşlardı. 'Bu, Altay.. Altay!..'
Ses, bütün dağ boyunca yankılandı. Kızlar, dağ konuşuyor sandı; ve bağırdılar daha konuşsun daha coşsun diye bağırdılar: 'Altay!. Altay!. Altay!..'
Bir coşkun yankı, derinden derine bir uğultu halinde yer ve gök, dağ ve yukarıdaki ay ses verdi: 'Altay!. Altay!.'"