Spoiler içerir.
“hiçbir şey daha kutsal, hiçbir şey daha mükemmel değildir güzel, güçlü bir ağaçtan”
Kitabın neleri içerdiği konusu önceki incelemelerde ele alınmış zaten. Ben daha çok bana hissettirdikleri ve Hesse üzerine yazmayı tercih ettim.
Hesse küçük bir çocukken, annesi bahçelerinde türlü türlü çiçekler yetiştirirmiş. Ne o çiçekleri ne de o anıları unutmaz Hesse. Çocuk kalbine atılan sevgi tohumları annesinin ellerindendir. Doğa’ya olan büyük tutkusu hemen her kitabında çokça yer alır. O olağanüstü betimlemeleri, güçlü bir gözlem gücü ve farkındalığın yansımalarıdır.
Bu adamın ruhuna aşığım… İçinde öyle güçlü duygular barındırıyor ki. Kalbi çiçekli bir yol sanki yürürüm durmadan. Hoş, iyimser duygular uyanıverir içimde. Hesse’nin düşüdür zaten kendi gibi olan insanlardan bir evren yaratıp birlikte sevgi içinde yaşamak, kendimi bu evrenin bir parçası sayarım. Severim, okurum ne yazsa… Bizim gibilerce, büyüsel olan güzelliklerin mekanıdır satırları ; Bir aşk, derlenen çiçekler, kuşlar, ağaçlar, bulutlar, ormanlar, ırmaklar, yalnızlığına çekildiği bir oda, yakılan bir ateşin uyandırdığı yaşam ve enerji gücü, geçmişin tatlı hatıraları…vs.. ve öylesine sıcak, öylesine şiirsel ;
“ gökyüzünde büyük bir bulut tiyatrosu sahneleniyordu…”s23
Öyle bir yazar ki, yaşamı iki dünya savaşını da kapsıyor. Kötülüğün kol gezdiği zamanlarda o bir başına da kalsa “yaşam”ı savunuyor. İnsan yaşamının biricikliğini, saflığı, güzelliği… Ve yaşadığı ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor sonunda. Gözleri neler gördü kim bilir? Bir parça ipucunu kitabının bir yerinde esen alize rüzgarlarıyla devrilip köklerinden kopan ve ölen şeftali ağacıyla konuşmasında bulabiliriz ;
“sonunda pes etmek zorunda kaldın, düştün ve kökünden koparıldın. Ama savaş uçaklarından atılan bombalarla