Bu kitabı okumadan önce hakkında çok şey duymuştum ve bir de yazarın hayatını anlatan "Çavdar Tarlasındaki Asi" filmini izlemiştim. Filmi izledikten sonra kitaba karşı daha büyük bir merak uyanmıştı içimde ama okumak şimdiye nasipmiş. Özellikle yazarın orijinal hatta tuhaf diyebileceğim karakteri karşısında gençlik döneminde yazdığı bu tek roman da ilginizi oldukça çekiyor.
Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki bu kitap hakkında çok acımasız eleştirilerle karşılaşmama rağmen çok da büyük bir hayran kitlesinin olduğunu gördüm. Yani beğenenler çok beğenmiş, beğenmeyenlere göre çok kötü bir kitap. Peki ben hangi tarfatayim? Sanırım ortalarda bir yerlerde
Okuldan atılan lise çağındaki zengin bir ergenin eve dönüş serüvenini konu ediniyor bu kitap. Dolayısıyla yetişkin bir insan için mevzular çok ilgi çekici olmayabilir. Hele biraz da ağzı bozuk, ne yapacağını bilmeyen, kimseyi beğenmeyen halleri karşısında Holden'a biraz gıcık da olabilirsiniz başta. Ama aslında Holden'ın kafasının içinde pek çok olgun düşünceyi de barındıran, kızkardeşinin vefatından olabildiğince etkilenmiş ve bu olayı sürekli içinde taşıyan, diğer kız kardeşine olabildiğine bağlı, söyleyecek çok fazla şeyi olduğu halde kendisini dinleyecek birilerini bulamayan, kısacası bir türlü bir şeylere tutunamayan bir karakter olduğunu görüyorsunuz. Kitap boyunca insanları eleştiren, kötüleyen ama bir taraftan da azıcık yakınlık için pek çok şeyi yapabilecek bir genç görüyoruz.
Kitap bana başta biraz sıkıcı gelse de özellikle yarıdan sonraki kısmı çok içli buldum. Holden'ın şımarık bir züppe olduğunu değil de yalnızca birazcık kafa huzuru arayan, sıcaklık arayan bir genç olduğunu düşündüm.
Bu arada yazar, kitapta Holden'a doğanın içinde küçük bir ev, sakin bir hayat hayali kurdururken kendi yaşamını da buna