Hume ısrarla, Spinoza'da filan bulduğunuz, töz gibi, akla dışsal olan, yani insan aklına, öznelliğine dışsal olan varlık anlayışlarının hiçbir ontolojinin temeli olmadığı düşüncesini öne sürer; çünkü bizdeki fikirler kendi dışlarıyla temas etmek için tümüyle algılamadan geçmek zorundadır, önce bir algılama olacaktır, ardından bu algılama üzerinde temellenen fikirler oluşabilir. Dolayısıyla töz diye bir şeyi algıladığın ölçüde -ki algılamıyoruz böyle bir şeyi- bu fikir tümüyle bir figment'tir, uydurmadır.
Hiç tartmadan heyecanla benimsediğim ve kabullendiğim her fikrin tersine çevrilmiş gölgeleri de vardı. Bahçemde evcil ve akla uygun tuttuğum her düşüncenin, duvarların dışında pusuya yatan ve geceleri uluyan vahşi bir eşi vardı.