Vaktiyle bir "benliğim" vardı; artık sadece bir nesneyim... Yalnızlığın bütün uyuşturucularını tıka basa alıyorum; dünyanın uyuşturucuları bana benliğimi unutturamayacak kadar hafiftiler. Içimdeki pevgamberi öldürmüş olduğuma göre, nasıl olur da insanların arasında hâlâ bir yerim olabilir ki?
Amaçtan, bütün amaçlardan koparılmışım; arzularımın ve burukluklarımın sadece formüllerini muhafaza ediyorum. Sonuca bağlama eğilimine direndiğim için ruhu yendim; tıpkı hayatı da, onun içinde çözüm aramaktan dehşete kapılarak yendiğim gibi...
Delirerek ölenlere... Mine Söğüt' ün okuduğum ve uzun zaman boyunca etkisinden çıkamadığım ilk kitabı.Yazarın kalemi ürkütücü, heycan verici ve bazense masum. Cümleler kanla yazılmış hissi veriyor. Sayfalar arasında kendine yer edinmiş birbirinden absürt resimler yatağımın başucundaki duvara "as beni" diye sesleniyorlar. 21 delirmiş kadının hikayeleri hüzünle öyle güzel harmanlanıyor ki, o şairane zevkle insanı öldürecek bir güzellikte. Şiddet, tecavüz, cinnet, ensest, intihar konularını ele alarak ilerleyen enfes bir eser. Anemin de okuyacak bir şey arayıp (bula bula bu mu gerçekten) bu kitapta karar vermesiyle kendini çöp de bulmuştur.. Ah be annecim !
Size şuan alıntılar sunamayacağım fakat kitaplığımda bu bebek için hala bir yer var ve o yer dolduğunda bu duvar da altınlarla dolacak, evet !
Bu kitabın açlığıyla kavruluyorum en kısa zamanda elimde olacağına emin olabilirsiniz.
Tavsiye ettiğim bir eserdir, keyifli okumalar.
"Kadınlar sevişirken mutlu olmaz. Acı çekerler. Sadece acı çekmeyi seven kadınlar sevişirler."
"Gözleri kapalı bir kedi Kimsenin bilmediği bir dilde Kadının doksan dokuz ismi var dedi."