Türk modernleşmesini, kadın haklarındaki gelişmeleri, psikolojik terapi sürecini ve Freud'u, Türk aydının doğu-batı arasındaki kimliksiz halini ironik bir dille ele alan Tanpınar klasiği. Benzeri 30 yıl sonra Tutunamayanlar ile gelmiştir. Aynı zamanda Tanzimat ile Cumhuriyet'in kuruluşu arasında kalan bir toplumun kendisini kimliklendirme çabasının anlatıldığı sosyolojik izleri olan bir kitaptır. Yazar çok ciddi bir soruna Molière tarzı "comedy-français" bir anlatımla sembolik yaklaşmıştır. Türk edebiyatının gurur verici eserlerinde ilk sıralarda yer almalı.
Ah'lar ettim, sonra kalbimi kalın bir kitabın arasında kuruttum, yazgımı yaldızlı çokomel kağıtları gibi tırnaklarımla düzeltmeye çalıştım olmuyor, olmuyor.
Didem Madak sesinin tonunu Ahlat ağacına emanet eder. Ahlat ağacının meyvelerinin buruk bir tadı vardır. Tıpkı bu şiir kitabı gibi. Damardan verilen melankoli..
Bıçağın ucundaydı insanların hafızası
‘İnsan unutandır
ve insan unutulmaya mahkum olandır.’
Tanrı şöyle derdi o zaman:
Ah!
Bazen sevinince annem gibi,
Rengarenk reçeller dizerim kalbimin raflarına.
Annem çok sevinmelerin kadınıydı,
Sıcak yemeklerin.
Başına diktikleri o taş,
Ne zaman dokunsam soğuktur oysa.
Ben okşadığımda ama, ısınır sanki biraz.