Korku... Korku ve insan, korku ve insan talihi, insanın insana hücumu, o hiç yere düşmanlık. Fakat neyi aldatabilirdim, kime anlatabilirdim? İnsan neyi anlatabilir? İnsan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir? Yıldızlar birbiriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz.
Eski şapkalarımız, ayakkabılarımız, elbiselerimiz gün geçtikçe bizden bir parça olmazlar mı? Onları sık sık değiştirmek isteyişimiz de bu yüzden değil midir?
Otomatik Portakal Freud'un yapısal kişilik kuramında bahsettiği "id" "ego" ve "süperego" kavramlarını anlayabilmek için önerilen bir kitaptır. Yazarın kullandığı argo üslup eleştirilmesine sebep olmuştur. Kitabın adının Otomatik Portakal olmasının da tabii ki bir sebebi var: Karl Marlx'ın sanayileşme sürecinde makinenin bir parçası haline gelen insanları tasvir ettiği "yabancılaşma" ilkesinde olduğu gibi kitabın içinde kendine yabancılaşmış, anarşizmin egemen olduğu bir toplum yapısını görüyorsunuz. İçeriğinde propagandaya, siyasete, reklamlara, dünya düzenine ve cezaevlerine yönelik eleştiriler bulunuyor.