Ömer Yaşar

Ömer Yaşar
@Read_and_Think
Hey sen okur, neye bakıyorsun? Profil resmime bakarak bişey öğrenemezsin. Eğer benim hakkımda bir şeyler öğrenmek istiyorsan, iletilerimi, alıntılarımı ve incelemelerimi okuyabilirsin. Herkesin doğrusu kendi çıkarına göreydi.
Suriye’deki olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?
1000Kitap
Ömer Yaşar
Uluslararası ilişkilerde duygusallık yoktur sadece çıkar ilişkisi vardır. Düşmanımın dostu düşmanımdır diye de bir söz vardır. Şam'ı ele geçiren örgüt Heyet-ü Tahrir Şam (eski El Kaide uzantısı El Nusra bağlantılı) ve biz bu örgütü 31 Ağustos 2018 tarihinde terör örgütü olarak tanımışız. İsrail Şam'ın düşmesinden kendisini etkisi olduğunu, kendilerinin Hizbullah ve İran'a karşı başarılarının bir sonucu olarak gördüğünü belirtiyor. Türkiye hatırlarsanız ABD ile birlikte biz Büyük Ortadoğu Projesinin Eşbaşkanıyız demişti hiç sorguladınız mı? Türkiye hiç ABD'nin aleyhine bir karar almış mı? Burada İsrail'in ve ABD'nin istediği Böl-Parçala-Yönet stratejisi tıkır, tıkır işliyor. Hatırlarsınız Saddam düştüğünde de herkes deli gibi seviniyordu, Irak'a özgürlük geldi falan diyorlardı. Ne oldu sonra? Devrilen Saddam oldu ama yeni gelen ABD oldu. Biz çevremizde istikrarsızlığı pompalıyoruz. Esad'ı devirmek uğruna 13 yıldır gizli ya da açıktan destek verdiğimiz örgütler Şam'ı ele geçirdi. Peki hiç düşündünüz mü 13 yıldırı girilemeyen Şam'a ne oldu 13 günde savunmasız bir şekilde kolayca elleriyle verilmiş gibi teslim aldılar. Şimdi erkenden sevinç naraları atmak yanlış. Ayrıca bu örgütler Şam'a ilerlerken Türk bayrağı asmışlardı Suriye topraklarında ve Türk Devlet yetkilileri milletin gazını almak adına o bayrağı indirmediler -ki bu çok yanlış bir eylemdi. Sen sınırları belli olan, toprak bütünlüğünü desteklediğin bir ülkede işgalci orduların yaptığı gibi bayrağını dikemezsin, bu uluslararası literatüre de aykırıdır. Biz komşularımızla iyi geçinemiyoruz. Irak ve İran bile bize çoğu zaman ültimatom niteliğinde bizi zedeleyici açıklamalar yapıyor. Biz bir şey diyemiyoruz. Sonuç olarak çevremizde PKK/YPG ne kadar yanlış ise El Kaide bağlantılı oluşumların cirit atması da o denli yanlıştır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir insanın yaşadığını nasıl anlarsınız? Nefes almasından mı, gözlerinin açık olmasından mı, konuşabiliyor veya duyabiliyor olmasından mı? Nabzı atan her canlı sizce hayatta mıdır? “Ayakta kalan ölüler” tabirini duydunuz mu hiç? Peki, büyük bir acının öldüremediği canlıyı ayakta tutabilen tek duygu nedir, biliyor musunuz? Bir ölü eğer ayakta kalmayı seçiyorsa, soluduğu şey oksijen değil, intikamdır. Aşk, sevgi, öfke, neşe, acı, hüzün; bunların her biri bir gün mutlaka biter, ama intikam alma arzusu asla bitmez. Bu yolculukta insan, kendisini gerçeklikten soyutlayarak tek bir olay döngüsünün içerisinde buluverir. Madde ve mana ile bağı olmaksızın, sadece tek bir hedefe kilitlenip yaptığı her şeyi bu hedefe ulaşma ilkesi çerçevesinde gerçekleştirir. Bu, bir insanın gelebileceği en tehlikeli hâldir.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Alıntı
Ömer Yaşar
Yaşarken kimseye faydası dokunmayan, halden anlamayan, yardımcı olmayan, bencil insanlar benim nazarımda fotosentez ile yaşamını idame ettiren bir bitkiden farkı yoktur.
10/10
·158 syf.··
2024 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2024 22:49
Reha… bir ızdırabın insana bürünmüş hali. Kavuşulamayan bir sevdanın kanadı kırık yaralı kuşu… Nurettin Topçu’nun ilk ve tek romanı. Öyle zarif esintiler bırakıp gidiyorsun ki benden, hislerime ben bile hayret ediyorum. “Kitapların da kaderi vardır” diyor editörümüz, bu kitap bu cümlenin vücut bulmuş hali. Çünkü Nurettin Topçu bu eseri yayımlamayı hiç istememiş. Talebelerinin yoğun ısrarı sonucu, vefatından sonra yayımlanmasına razı olmuş. Ayrıca bu roman tamamlanana kadar, arada pek çok eser sunulmuş. Yaklaşık 50-60 yıl müsveddelere mahkum olan bu eser, neyse ki yitip gitmeden bize kavuşmuş. Fikrî yönden ortaya koyduğu eserlerine aşina olduğumuz Nurettin Topçu’nun bu romanını raflarda dolaşırken buldum. Benim için en keyifli okumalar böyle güzel tevafuklarla bulduklarım oluyor. Zira o ana kadar Topçu’nun bir romanı olduğunu bilmiyordum. Bir demet gülün şahsıma takdim edilmesiyle eş değer bir hisle okudum kitabı. Her satırında düşündüğüm tek bir şey vardı; aynı gökyüzüne bakıyoruz, aynı günlere uyanıyoruz. Ama O; güneşin gözlerindeki ümidi, ayın yüzündeki kederi görüyor. Biz ise sabah oldu, gece oldu diyerek basite indirgemeye aşinayiz. Şaşırıyoruz sonra, nasıl böyle betimleme yapmış diyoruz. Aradaki farkı yine idrak edemiyoruz, onlar bakmıyor; görüyor. Gören iki çift göze sahip olan herkes tabiat nazarında yaşamayı öğreniyor. Yaşayan bir kalp de gördüklerini nasıl tasvir edeceğini şaşıyor, kaleminden böyle şahane cümleler dökülüyor. Niyazi Bey mesela, istemediği bir yerde uyandığı sabahın beyazlığını kefene benzetiyor. Pencereden dışarı baktığında, sesleri boğan sessizliğin ardından duyduğu doğanın sesiyle yalnızlığın ve kefenin boğulduğunu, yerini ümide bıraktığını ifade ediyor. Kullanılan metaforlara hayran olmamak elde değil. Kitabın büyük bir bölümü Niyazi
Edebiyat
RehaNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2022344 okunma
Ömer Yaşar
Ya yapmayın böyle şeyler. Anlıyorum siz de benim gibi Nurettin TOPÇU'nun eserlerini çok beğeniyorsunuz. Ben şu anda bu kitabı okuyorum. Ben hiçbir kitabı okurken kaç sayfa sürdüğüne bile bakmazken siz dedektif polisiye dizisinde cinayeti ilk bölümden söyleyen muzır çocuk gibi kitabın sonunda ne olduğunu yazmışsınız. Yapmayın böyle şeyler. Okuyucuyu merakta bırakın ki keyfi olsun. Şu anda bütün tadım tuzum kaçtı. o kadar merak ve şevkle okuyorudum ki.. Hatta bir cümleyi 10 tekrar ederek okuduğum oldu. Bütün merakımı öldürdünüz. Lütfen incelemeler kitap özeti değildir. Her şeyi yazmayın :(