Modern çileciliğin karakteristik bir özelliği, her türlü faydanın başvuru kaynağı olması gereken hazzın tadılmasının sonunda, haz faydaya tabi hale getirilene kadar sürekli kaymasıdır. Burada yine çalışkan modern faydacıyı ateşleyen dürtü, üstün bir tatma kapasitesi ve sanatı karşısında duyulan ressentiment, hazzı daha eksiksiz tadabilen daha zengin bir hayata duyulan nefret ve hasettir. Böylelikle haz ve tadılması, gerçekte bir haz aracı olmanın dışında hiçbir değeri olmayan faydaya kıyasla "kötü" haline gelir. Haz yaratan nesnelerin üretimi için -ama bu nesnelerin sonunda tadılmasına herhangi bir gönderme yapılmaksızın sonsuz karmaşıklıkta bir mekanizma yaratılır ve bin bir zahmetle muhafaza edilir. Psikolojik olarak fayda uğruna bu çalışma dürtüsü, yaşamdan zevk alma kapasitesinin azalmasının ürünüdür. Dahası, böylesi bir çalışma, bu kapasiteden ne kalmışsa giderek onu da siler süpürür. Sonuçta en büyük miktarda faydalı çalışma yapan ve böylece zevk almanın dışsal araçlarını ele geçirenler. onları kullanma kapasitesine en az sahip kişiler olur. Buna karşılık, özellikle de hazzı yaşama arzuları yüzünden ötekilerle çalışma bakımından rekabet edemeyen daha fazla yaşam dolu gruplar giderek bu arzularını gerçekleştirme araçlarından yoksun kalırlar. Bu yüzden modern medeniyetin ürettiği haz verici nesnelerin sonsuz birikimi hiç kimseye bir fayda sağlamıyor. Soruyoruz: Eğer böyle nesneleri üretirken kendini tüketen, bunlara sahip olan bir insan tipi temelde bunları tadamayacaksa -ve bunları tadabilecek insanlar da onlardan yoksunken- dur durak demeden bunları üretmek ne işe yarar?
Politik eylemin ne olduğunu anlatarak başlıyor Strauss. Ya ilerlemeci ya da muhafazakar yapıda olur. Aslında ikisi de benzer şeyleri amaçlıyor. İlerlemecilik, daha iyi gitmeyi istiyor da