Emre

Emre
@ReadsForFreedom
Esitlige gelince, bu sozcukten güç ve zenginlik derecelerinin herkes için kesinlikle aynı olması değil, bu gücün hiçte zorbalığa kaçmaması ve ancak mevki ve yasalar gerektirdikçe kullanılması, varlık bakımından da hiçbir yurttaşın ne başkasını satın alacak kadar zengin, ne de kendini satmak zorunda kalacak kadar yoksul olmaması gerektigi anlaşılmalıdır: Bu da büyüklerin mal mülk ve saygınlık, küçüklerin de cimrilik ve açgözlülük bakımından ölçülü olmalarını gerektirir. Bu eşitlik, gerçekte yeri olmayan bir ham hayaldir diyorIar. Peki ama, ister istemez kötüye kullanılacaktır diye eşitliği hiç değilse düzene de sokmamalı mı? Olayların gücü hep eşitliği ortadan kaldırmaya yöneldiği içindir ki, yasaların gücü her zaman eşitliği sürdürmeye çalışmalıdır.
Sayfa 49 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Devlet gücünü zorla ele geçirenler,halkın büyük ürküntüsünden yararlanıp onun soğukkanlilikla hiçbir zaman kabul edemeyeceği davalar koymak için hep böyle karışıklıklar çıkartır ya da bu türlü zamanlari seçerler. Seçilen bu zaman, bir yasacının yapitiyla bir tiranın ın birbirinden ayırt etmeye yarayan en şaşmaz yollardan biridir. Hangi ulus yasa koymaya elverişlidir öyleyse? Aşağı yukarı soy birliği, bir çıkar birliği ya da bir sözleşmeyle birbirine bağlı olmakla birlikte henüz yasaların gerçek boyunduruğu altına girmemiş olan; kökleşmiş törenleri, kör inançlar olmayan; apansızın saldırıya uğramaktan korkmayan; komşularının kavgalarına katılmaksızın tek başına her birine karşı koyabilen ya da birinin yardımıyla öbürünü püskürtebilen; üyeleri birbirini tanıyan, kimseye bir insanın taşıyabileceğiden ağır yük yüklemeyen; başka uluslardan karşılıklı olarak uzak kalabilen; zengin ya da yoksul olmayan, kendi yağıyla kavrulan; kısacası, eski bir ulusun dayanıklılığıyla yeni bir ulusun uysallığımı birleştiren bir ulus. Yasama işini güçleştiren, kurulması gerekenden çok, yıkılması gereken şeydir ve bu konuda başarıya binde bir erişmenin nedeni, doğadaki sadelik ile toplum gereksinimlerini bir arada bulma olanaksızlığdır. Bütün bu koşulların bir araya gelmesi güçtür doğrusu. Onun için değil mi ki, iyi düzenli devletlere pek rastlanmıyor?
Sayfa 48
Felsefe
Her politik bütünün güç bakımından aşamayacağı en yüksek bir nokta vardır ve çoğu kez büyüye büyüye bu noktadan uzaklaşır. Toplum bağı yayıldığı ölçüde gevşer. Genel olarak küçük bir devlet, büyüğe oranla daha güçlüdür. Bu kuralın doğruluğunu ispatlayan bin bir kanıt var. Önce, büyük uzaklıklardan yönetme daha güçtür, tıpkı uzun bir kaldıraç ucunda bir nesnenin daha ağırlaşması gibi. Uzaklık arttıkça, yönetim yükü daha ağır olur; çünkü her kentin kendi yönetim işi vardır ki, bunun giderlerini halk öder; yine her ilçenin kendi yönetimi vardır, bunun giderini de halk karşılar. Sonra sancaklar, valilikler, satraplıkla, genel valilikler gelir yukarı basamaklara çıkıldıkça da giderler artar ve bunlar her zaman zavallı halkın sırtına biner. Son olarak da en yüksek yönetim basamağı gelir ki, ezicilikte hepsini gölgede birakir. Bu, bir sürü yurttaşı durmamacasına ezer: Bunca değişik kurumlarla yurttaşlar daha iyi yönetilmek şöyle dursun başlarına geçecek bir tek gücün yönetiminden bile daha kötü duruma düşerler.
Sayfa 44 - İş Bankası Kültür Yayınları
Felsefe
Yasacı, devlet düzeni içinde her bakımdan olağanüstü bir insandır. Üstün zekāsıyla olduğu kadar, görevi dolayısıyla da öyle olması gerekir. Bu görev ne yönetim işidir, ne de egemenlik; cumhuriyeti kurmakla birlikte, yapısına girmez onun: Egemenlikle hiçbir ortak yanı olmayan bir görevdir bu. Çünkü insanlara komuta edenin yasalara etmemesi gerektiğine göre, yasalara komuta edenin de insanlara etmemesi gerekir. Yoksa tutkularının aracı olan yasaları, çoğu zaman haksızlıkları sürdürmekten başka bir şeye yaramaz, bir takım kişisel görüşlerin kendi eserinin kutsallığını bozmasına da engel olamazdı hiçbir zaman. Lykurgos yurdu için birtakım yasalar koyarken, önce krallıktan çekildi. Eski Yunan sitelerinde yasaları yabancılara yaptırırlardı öteden beri.
Sayfa 38 - İş Bankası Kültür Yayınları
Felsefe
Uluslara uygun gelecek en iyi toplum kurallarını bulup çıkarmak için, insanların bütün tutkularından geçtiği halde hiçbirine kapılmayan, insan doğasını adamakıllı bildiği halde, onunla hiçbir ilişkisi olmayan üstün bir zeka gerekir. Öyle bir zeka ki, mutluluğu bizimkine bağlı olmamakla birlikte, mutluluğumuz için çalışmayı istesin ve zamanın akışı içinde, uzak bir onur payıyla yetinsin, bir yüzyılda çalışıp, bir başka yüzyılda keyfedebilsin. İnsanlara yasalar vermek için tanrılar gerek. Caligula'nın toplumsal olaylar bakımından ileri sürdüğü düşünceyi, Platon uygarca ya da kralca yaşayan insanı tanımlarken Livre du Règne adlı eserinde hak açısından ileri sürüyor. Büyük bir krala binde bir rastlandığı doğruysa, büyük bir yasacıya ne kadar az rastlanılacağını varın kıyaslayın! Kralın yapacağı şey, yasacının göstereceği örneğe göre davranmaktır sadece. Yasacı makineyi bulan mühendistir, kralsa onu kurup işleten bir işçiden başka bir şey değildir.
Sayfa 38
Felsefe