Kişi, bağımsızlığa ve emretmeye belirlenmiş olmak için, kendi koyduğu sınavlardan geçmeli; bunu da doğru zamanda yapmalı. Belki de oynanabilecek en tehlikeli oyun oldukları halde, kendi koyduğu sınavdan kaçmamalı ve son olarak, bunlar sadece kendi tanıklığımızda, başka bir yargıç bulunmadan yapılan sınavlar olmalı. Bir kişiye bağlanıp kalmamalı: - en sevilen kişi bile olsa, - her kişi bir hapishanedir, bir kuytudur da. Bir vatana bile bağlanıp kalmamalı: en çok acı çeken, yardıma en çok ihtiyacı olan olsa bile, - yüreğini muzaffer bir vatandan kopartmak daha kolaydır. Bir merhamete bağlanıp kalmamalı: bir tesadüfün bize çektikleri ender eziyetleri ve çaresizliklerini gösterdiği yüksek insanlar söz konusu olsa bile. Bir bilime bağlanıp kalmamalı: kişiyi en değerli, tam da bizi bekliyor görünen buluşlarla cezbetse bile. Kendi kurtuluşuna bağlanıp kalmamalı, altında hep daha fazla şey görmek için hep daha yükseğe uçan kuşun o şehvetli uzaklığına ve yabancılığına: - uçanın tehlikesi. Kendi erdemlerimize bağlanıp kalmamalı ve bir bütün olarak, herhangi bir ayrıntımızın, örneğin “misafirperverliğimizin” kurbanı olmamalıyız: kendilerine karşı müsrifçe, adeta kayıtsızlık içinde davranan ve liberallik erdemini bir günah boyutuna vardıran yüksek türden zengin ruhlar için tehlikelerin en tehlikelisidir bu. Kendini korumasını bilmeli: en zor bağımsızlık sınavı.
Sayfa 49 - Türkiye İş Bankası, Kültür Yayınları·Kitabı okudu
“ Şimdi bariz ve açık olan, geçmiş ya da geleceğin var olmadığıdır ve üç zamandan- geçmiş, şimdi, gelecek- söz etmek yanlış bir dil kullanmaktır. Belki de şöyle söylemek doğru olur: üç zaman vardır, biri olmuş olanların şimdisi, bir şimdi olanların şimdisi bir de olacakların şimdisi. Ruhta zamanın bu üç veçhesi vardır ve bunları da başka bir yerde görmüyorum. Geçmişi düşünen şimdi anıdır, şimdiyi düşünen şimdi farkındalıktır, geleceği düşünen şimdi de beklentidir. “