Uzun caddelerde yaşamı o kitapta olduğu gibi yoğun yaşayıp yaşayamadığımı düşündüm.
Aşkı, duyguları,özlemleri?
Yoksa ben yaşanan tüm olayların bir gözlemcisi,dünyanın, duyguların,özlemlerin,alışkanlıkların bir seyircisi miyim?
Belki de gövdenin öldürücü acılarını gözlemci olarak taşımak daha kolay olurdu.
Peki ama sevinçler ve istekleri ne yaptım?
Duyguların derinliğinden bir gözlemci olarak kaçtım mı,onların yarattığı akıntılarda Ben'im tümüyle yer almadı mı ve zaman dışı sessizliğimde yeterince içten değil miydim?
Öfke içinde büyüyoruz.Oturduğumuz semte,sokağa,odalara,eşyalara,kış aylarında güçlükle ısıttığımız,eskimiş,ortası çukur pamuk yataklara öfke duyarak büyüyoruz.
Yaşam yalnızca sokaklarda.
Bir canlılık var sokaklarda.
Güzel olan,gerçek olan kentin insanları,kalabalık,dış dünya.
Dış dünyanın insanın kulaklarına varan uğultusu.Diğer ülkeleri aşan,batıda bir okyanusa,doğuda bir başka okyanusa varan uğultu.
dengeli yaşamak nedir bilmem ben
üzgünsem
ağlamam, çağlarım
gülümsemem,ışıl ışıl parlarım
öfkeliysem
bağırmam, yakarım
uçlarda yaşamanın güzelliği şu
sevdiysem kanatlandırırım sevdiğimi
belki de iyi değil bu yaptığım
hep uçup giderler çünkü
hele bir de kalbim kırıldıysa
gör sen beni
kederlenmem
paramparça kalırım.
taşlar ya da sopalar,
asla kıramaz
kemiklerimi.
fakat kelimeler
öylesine kırdı ki beni
tek tek sayılsa da kemiklerimin hepsi
ve
ölecek olsam bile,
açlığa mahkûm ettim kendimi.
~bir deri bir kemik.