Belirli bir düzene inanç nasıl bir dogmacılığa yol açarsa, bilimde determinizm inancı da insanı aynı yöne götürmektedir. Furley'nin atomcuların ile Aristocuların ve bunların entelektüel ahfadının tercih ettikleri bilimsel metot açısından da birbirlerinden ayrıldıkları
bu şekilde açıkça görülmektedir. Atomcuların açık evren görüşleriyle uyumlu olarak bilimsel beklentileri de sürekli bir gelişme, sürekli bir daha iyiyi arama şeklindeydi. Buna mukabil Aristocuların kapalı evrenleri onlara tümevarımın mümkün olduğu ve günün birinde kesin, ispat edilir bilgiye ulaşılabileceği inancını vermiştir. Bu durumda, Sir Francis Bacon'un dediği gibi "doğanın ve tüm bilimlerin incelenmesi ancak birkaç yıllık bir iş olacaktır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
2024 ARC Prize yarışmasında, verilen görevlerin çözümünde kullandıkları kodları açık kaynak olarak paylaşan takımlardan en başarılı olanları bu görevlerin yaklaşık %50’sini doğru şekilde çözebildi. İnsanların aynı görevlerdeki başarı ortalaması ise %85’in üzerindeydi.
ARC-AGI yarışmalarında başarılı olan yaklaşımlar, önceki bilgileri
hatırlamaktan ziyade stratejiye dayanır. Bu stratejilerden bazıları şunlardır:
Görsel özellikleri ayrıştırma: Renk, şekil, boyut ve konum gibi özellikleri ayrı ayrı işlemek.
Kural adayları üretme: Küçük bir programlama dili (DSL) kullanarak olası kuralları sistemli biçimde oluşturmak.
Arama + sezgi hibriti: Bazı modeller daha önceki görevlerde öğrenilmiş örüntüleri kullanarak daha az kural dener ve doğru çözüme daha hızlı yaklaşır.
Çok modüllü yapılar: Görsel analiz, semboller üzerinden akıl yürütme ve denetleme gibi farklı bileşenlerin birlikte çalıştığı modüller geliştirilir.
Fermi paradoksuna getirilen ilginç olası açıklamalardan birine göre gelişmiş uygarlıklar
bizi uzun zamandır gözlemliyor ve bizimle özellikle iletişim kurmaktan kaçınıyor olabilir. Amaçları, yeni gelişen uygarlıkların doğal gelişimini bozmamak olabilir. Tıpkı araştırmacıların gözlemledikleri canlıları onlara doğrudan müdahale etmeden izlemesi gibi gök ada ölçeğinde biz de benzer bir “gözlem altındaki uygarlık” konumunda olabiliriz.