Evet nasıl başlanır bilemiyorum Tolstoyun Kendi Yazdığı karaktere Aşık olmasından mı Levınin Sadaketinden mi yoksa Olgularından asla vazgeçmeyen Karanin den mi bilemedim... Anna' ya hiç bir zaman hak veremedim evet bu hayat bize ait ama sadece kendimiz için yaşamayız sevdiklerimiz sorumluluk sahibi olduğumuz insanlar vardır. Onları terk etmek cesaret değil bencillik ... Ki muhtemelen Tolstoya da Kitabın adı Anna Karanina olmasına rağmen öldükten 1 sayfa sonra dahi adından bahsetmeyerek kesti cezasını tabi benim yargım bu :) Kitabın ruhu çok başka ben en çok Levın'ı sevdim bu hikayede aşk romanı gibi gözüktüğüne bakmayın -hissedin- ve arkanıza yaslanın bu kitabın tadını çıkarın zira ne zmn bittiğini anlayamayacaksınız
Herkesi öldürüyoruz sevgili dostum, kimini kurşunlarla, kimini sözlerle, kimini yaptıklarımızla ve kimini de şu ana kadar yapmadıklarımızla ... *"Sanırım en çok da yapmadıklarımızla"
Hayata tekrar, tekrar gelseydiniz Yine aynı hataları yaparmıydınız ...? 1 gül uğruna yüzlerce dikene boyun eğermiydiniz ya da bir gün için bir ömrü heba edermiydiniz ? -belkide...
“Canım çok şey anlatmak istiyor ama yorgunum. Beynim yorgun, bedenim yorgun, bunca şeyi affeden kalbim bile yorgun artık. Heveslerim yorgun, iyimserliğim yorgun, konuşarak anlaşmaya olan inancım bile yorgun. Çok yorgunum...
Insanlar içinde neler yaşıyor dedirtti bana. Hani Kafka da bulunduğu ilçeden hiç çıkmamasına rağmen yazdıkları bunu reddedercesine geniş çerçeveden deriz ya, bu kitaptaki Raif karakteri de bana bunu hatırlattı. Insanların iç dünyası ne kadar geniş olabiliyor, duygularında ne çok şeyi barındırabiliyorlar.. Değilmi ?