Cem

Cem
Ekşi sözlük/rogojin
10/10
·348 syf.··
2024 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2024 18:29
Chevy Stevens'in çok kötü bir seçimle Obsesif (ne alâka?) diye türkçeleştirilen eseri "Hâlâ Kayıp", dört dörtlük bir psikolojik gerilim kitabı ama, gerilim kitabı olmadığını da söyleyebiliriz. Kusurlarına rağmen okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Bir yazar ilk kitabında böyle bir çıta yakalayabiliyorsa, etkilenmemek zor. Bu kadar iyi olmamalıydı belki de. Psikolojik gerilim kitapları konu olarak çok farklı şeyler anlatamıyorlar, anlatabilenler de bunu nadiren başarabiliyor. Bir eğlenme türü olduğu için psikolojik gerilim kitaplarından beklenen şey, okuru heyecanlandırması. Ancak edebiyatın ana meselesi insan olduğuna göre ve insanı anlatmak olduğuna göre; basit, sığ, klişe suların ötelerine gidebilen eserlerin samimi bir ilgiyi hak ettiğini söyleyebiliriz. Chevy Stevens, "Hâlâ Kayıp"ta bunu hakikaten başarabiliyor. Şapka çıkarıyorum. Eseri zorlanarak okudum. Gerçekten zorlandım. Yazarın bu korkunç olayları gerilim yaratmak, heyecan yaratmak için yazmadığını anlamak için kullanılan üslûbun ve kitabın kurgusunun yeterli olduğunu söyleyebiliriz. Psikolojik gerilim kitaplarının klişelerinin ötelerine geçerek bizi baş karakterimiz Annie'nin zihnine sokan yazar, hakikaten klostrofobik bir atmosfer yaratıyor ama daha korkuncu bir kurbanın duygu ve hislerini bu şekilde anlatabilmesi; bilmiyorum, bir örneğine ben denk gelmedim. Kitabın Annie ve sapıkla dağ kulübesinde geçen kitabın dörtte üçlük bölümü okuması çok zor bir çok gelişme ile dolu. Chevy Stevens bu bölümlerin neredeyse tamamında dört dörtlük bir üslûp ve anlatım gücü yakalıyor. Ancak kitabın son on bölümü, daha geniş bir çemberin içerisinde geçiyor ve yazarın aynı yeteneği burada da aynı şekilde sürdürdüğünü görüyoruz. Küçük kusurlar, klişe sayılabilecek ögeler çok çabuk toparlanıyor. Kitabın niteliğine zarar
ObsesifChevy Stevens · Koridor Yayıncılık · 20151,911 okunma
Reklam

Cem

, bir kitap okudu
10/10
·348 syf.··
3 günde okudu
·
2024 23. kitabı
Chevy Stevens
8.2/10 · 1.911 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2024 22. kitabı
Hakan Sarıpolat'ın ikinci öykü kitabı "Şehri Terk Eden", ilk kitap "Cıs"a yakın mekânlarda hikâye kovalayan bir çalışma. "Cıs", ikinci kitabım nasıl olacak korkusunu yaşamamanın zor olduğu türden bir ilk kitaptı. Tutturulan lezzet ve tad, yakalanmış olan çıta bu ikinci kitap korkusunun abartı olmamasını son derece kolay bir şekilde mümkün kılıyordu. "Şehri Terk Eden"de 7 öykü "Cıs"a yakın yerlerde dolaşıyor evet, ama aynı zamanda o yerlerden uzaklara doğru da uzanıyor, yeni öyküler anlatmayı da deniyor. Kendi adıma kitabın birden fazla tad ve lezzet yaratmaya ve damağımızda bu işareti, izi bırakmaya çalıştığını düşünüyorum. Sonuç: Hakan'ın kaleminin öykü anlatmak anlamında değil ama atmosfer kurmak anlamında bazı hikâyelerde çok daha iyi olduğunu ve bu hikâyelerin "Cıs"a yakın öyküler olduğunu söylemem gerek, elbette kendi adıma. Açılış öykümüzde bizi şaşırtan yazar, sıradışı öyküsünü son derece doğal, olağan bir şekilde anlatıyor ki bu, yanlış hatırlamıyorsam "Cıs"ta da vardı. Eğer bir yabancılama, yabancılaşma hissi varsa burada, mis gibi yaşıyoruz bunu. İkinci öykümüz "Nenegeyik"te Hakan atmosfer olarak ilk öyküde görmediğimiz derecede güzel, etkileyici bir tablo koyuyor önümüze. Oldukça iyi bir öykü bu, çok iyi. Kitapta bu öykü dışında yine atmosferiyle insana kendini tuhaf hissetirmeyi başarabilen "Oğuz Abi'nin En Zor Sorusu" adlı öykü de basit kaçabilecek, etkisi hafif kalabilecek akışını etkileyici kılmayı başarabiliyor kesinlikle. Kitabın en iyi öyküsü "Gölge", hem kitaptaki en uzun öykü, hem de kitabın kapanış öyküsü. Yazarımız nispeten daha kısa öykülerinde kendine ait mekânlarda, öykü alemlerinde geze dolaşa bizi peşinden sürüklerken "Gölge"de artık en net şekilde ürkütücü ve edebi olanın da korkuya en yakın durduğu yerlerde bir kâbus öyküsü anlatıyor.
Şehri Terk EdenHakan Sarıpolat · Can Yayınları · 202491 okunma
Puan vermedi·260 syf.··
2024 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2024 18:22
Artür Kuyumcuyan’ın ilk kitabı olan Dipteki Adalet, ilk kitaplarını yazan yazarların sahip olmasını bekleyebileceğimiz kusurlarını ekonomik şekilde kullanıp az hasarla nihayete ulaşmayı başarıyor. Kitap, Başkomiser Celal, Komiser Sabri, ekibe sonradan katılan Yunus gibi baş karakterlere bir çok yan karakter ekliyor. Bütün karakterleriyle beraber ortaya çıkan iyimser, insancıl atmosfer kitabın tamamında doğru şekilde kurgulanıyor. İlk eserini yazmış bir yazardan beklenebilecek hatalar burada da görülüyor, ancak bunlar daha çok editör kaynaklı sorunlar. Genel anlamda Kuyumcuyan baştan sona anlatımını sabit tutabilen, sarkmayan, sığlaşmadan çok derinlere de inmeyen ama dolaştığı yerlerde kitaba yakışan bir lezzet yaratabiliyor. Çok polisiye okumuş okurlar için basit kalabilecek bir çok nokta olabilir; çok daha derinlikli, karmaşık polisiye eserleri okumuş okurlar için Kuyumcuyan yeni, farklı bir şey söylüyor denemez, ama zaten yazarın meselesi bunu yapmak değil; yazarın meselesi öncelikle bir cinayet hikâyesi anlatabilmek. Bunu başardığı da ortada. Türk polisiyesi için güzel bir başlangıç çalışması bu eser. Ayrıca kitapta açık bırakılan noktalar, daha doğrusu örneğin Yunus karakterinin kitabın sonlarına doğru fazla kullanılmaması gibi noktalar sanki Celal Başkomiser’in bir kez daha karşımıza geleceğini düşündürüyor. Açıkçası Celal Başkomiser polisiye örneklerimiz içerisinde çok sevilmeye aday karakterlerden birisi olabilir: derinleşmeye, daha boyutlu bir hâle gelmeye açık bir çok yönü var. Bunu Sabri, Yunus ve diğer kişilerimiz için de söyleyebiliriz. Kitapta dikkat çekici editör kusurları yer alıyor. Dilbilgisi ihlâlleri az değil. Bu hatalar dikkat çekiyor. Anlatım bozuklukları konusunda da bir iki örneğe denk geldim. Ancak bu kusurların hiç biri kitaptan aldığımız
Dipteki AdaletArtür Kuyumcuyan · Herdem Kitap · 20231 okunma