Linwood Barclay'in etkileyici kitabı "Kaza"dan sonra yine eski kitaplarından biri olan Issız Ev'i de okumuş durumdayım.
Barclay'in ikna edici, gerçekçi anlatıcıları bizleri birbiri içine girip dolanmış yalan, suç, hata ağları içerisinde yalın ve sade hayatlar sürmenin ne kadar da güzel bir şey olduğuna ikna ediyorlar bir yandan da.
Bugüne dek hep Harlan Coben'in kitaplarındaki kurguların ne kadar muhteşem olduğuna dair bir çok inceleme, yorum okudum; acaba Barclay de bu tarz bir yazar mı, merak ediyorum; çünkü psikolojik gerilim türünün benim okuduğum örneklerinde az sayıda insan, az sayıda muamma parçası ile bütün kitabı bitirenler oluyordu. Barclay'se çok sade, çok sıradan olaylar arasında dolaşık ağlar; sıradan, alelade suçların dibimize kadar girmiş olabileceğini gösterdiği gibi, çok da yürünmemiş yollardan geçerek yapıyor bunu hem de. "Issız Ev"den çok örneğin "Kaza" kitabında olup bitenleri düşününce hayret etmemek zor. "Issız Ev"de ise yazar daha da katmanlı öyküler kuruyor aslında. "Kaza" kitabından daha da iyi olan ise hem bu çok katmanlı öyküler, hem de her karakterin psikolojik gerilim türünün bütün yüzeysel anlatım tarzı ve klişelerine rağmen yazarın yine de buralarda kendine özgü bir mekân yaratabilmesi, karakterlerini sığlığa teslim etmemeyi başarabilmesi. Barclay'in iki kitabı da iyi dokunmuş, iyi örülmüş kurgularla dolu. Karakterlerimiz hakiki, nitelikli bir edebiyatın talep ettiği derinliklerde yaşayamayacak denli küçük olsalar da asla sığ değiller, ve aslında, ne güzel ki, canlılar da. Bu, benim, hem sevgi, hem takdir hissi duyacağım bir özellik. İkinci kitabı itibarıyle Barclay'i seveceğim psikolojik gerilim yazarları arasına alabilirim. Kitabım çevirisine dairse eleştirilerim var, kitap bir çok yerde nitelikli olmayan bir çeviri ile karşımıza