Funda Özsoy Erdoğan'ın ülkemiz edebiyatı için önemli bir isim olduğunu bilmeyen çok okur olduğuna eminim. Ancak hakikaten de yazar edebiyatımız için değerli, kıymetli bir yazar. Hiç bir kitabını okumayanlar için "Tahakküm", "Öğrenilmiş Çaresizlik", "Sana Yazdığım Bir Mektup Olsam" adlı kitapları bu yeni okurları sessiz sedasız bekliyor bir yerlerde. Şimdi "Bugün Güzel Şeyler Olacak" adlı yeni romanı da bu sessizce bekleyen kitaplar grubuna dahil edebiliriz.
Yazarın roman ve hikâyelerinde karşımıza çıkan en önemli meselelerin başında galiba ilişkiler geliyor; özellikle aile ilişkileri; birbirine sorun yaratan, problemli ilişki ağları; silinip gidemeyen ve tekrar tekrar hatırlanan geçmiş; hatırlamadan edemeyen zihnimiz ve iyileşmeye duyulan ihtiyaç, birbirini anlamaya, rahat ve serbest bırakmaya, unutup affetmeye ve böylece kendini ve karşısındakini onarmaya duyulan ihtiyaç. Yazarın son kitabı bir anne ve üç kızı, ölmüş bir baba karakteri üzerinden hem zehirli ilişkilere, bir türlü unutulamayan geçmişe, geçmişte alınan kararlara, kendini var edebilmeye ya da bunu başaramadan bu zehirle yaşamaya mahkûm kalmış olmaya dair bir çok şey anlatıyor; bir çok şey dememin sebebi şu: yazar hem bu karakterlerin iç dünyalarını susmayan zihinleri üzerinden bir çok yerde birbirine yapışık, iç içe geçmiş şekillerde anlatırken bir yandan da edebiyat, yazar olmak, poz yaparak yaşamak, kişisel ilişkilerde ve hatta edebiyat dünyasında tahakküm ilişkilerini üretip bunları büyütmek anlamında da bir çok şey anlatıyor; bunların yanına Allah'a yeni yönelmiş bir karakter aracılığıyla da bu tahakküm ilişkilerini bir kenara koyabilmenin en azından o karakter açısından geçerli ve güzel yollarını da göstermiş oluyor. Başka edebiyat eserlerine yapılan açık veya kapalı göndermeler (yazarın kendisi ve