Freida McFadden'dan okuduğum son kitap, bir daha bu yazarı okumam dedirtmişti, ancak büyük konuşmuşum. Füruzan'ın edebiyat güzelliği "Parasız Yatılı"dan sonra başka bir edebiyat, güzel edebiyat kitabıyla devam etmeyi başaramadım, onun yerine; hafif, basit, hatta sığ bir kitap daha iyi gelir, dedim kendi kendime. Tabii bu bir bahane de olabilir, belki de bu tür kitaplar okumayı seviyorum, müge anlı izlemenin etkisi de olabilir.
Yazarımız "İş Arkadaşı" kitabında bu sefer, yazarın okuduğum son kitabı "Kilitli Kapı"dan daha iyi bir hikâye kuruyor, "Hizmetçi" serisinin, özellikle de ilk kitabının yarattığı beklentiye uygun düşen bir çalışma bu. Okurken, yazarın en azından benim okuduğum kitaplarında gördüğüm kadarıyla hiç kimsenin masum veya temiz olmadığı dünyalarda hayatta kalmaya çalışan insanları dert edindiğini düşündüm- ve doğru düşünmüşüm. Öyle ya da böyle suça bulaşmış, bu insanlar mutlaka bir sır saklıyorlar. Asla tam anlamıyla masum veya temiz değiller, ancak yine de bütün bu kriminal olaylar arasında, sırlar arasında bize tanıdık gelebiliyorlar. Tuhaf ve anormal olmayı ilgi çekici olarak anlatmak yerine, normal sınırlarında kaşıntı hâlinde insanlardan söz etmeyi seviyor McFadden. Basit, yalın meselelerden daha karmaşık durumlara uzanıyor, ancak Chevy Stevens, Linwood Barclay, hele de john Katzenbach düzeydinde değil, daha hızlı, daha dinamik, daha fazla diyaloğa dayalı ve hikâyesini mutlaka bir veya iki ters köşeye dayandıran anlatılar bunlar. Bu tür psikolojik gerilimlerde iyi finaller her zaman sorun oluyor, yazar bu finalleri ters köşelerle toparlıyor, ama genelde benim gördüğüm şey, finale dek süren muğlak, belirsiz, gerici atmosferin genelde biraz da olsa hasar gördüğü oldu McFadden kitaplarında. Kilitli Kapı , bu anlamda kötü bir örnekti.
Önerir miyim