"Tekrar denedin mi? Öylece oturup yeni dünyanın seni kabullenmesini bekleyemezsin. Ortaya çıkıp bir parçası olman gerekir; geçmişteki hatalarına rağmen."
Onlar ancak sefalete düştükten sonra ah vah ederler. "Bilseydim!" derler. Bu akıbeti önceden biliyorlardı ama hissedemedikleri şey ızdırabın etkisiydi.
İrademiz müdahale etmediği müddetçe hayatımızı dürtülerimiz şekillendirir. İnsanların çoğu dışarıdan birileri tarafından yönetilir. Tıpkı Dünya'nın Güneşin etrafında dolanırken izlediği yörüngeyi sorgulamadığı gibi modayı, fikirleri sorgulamadan takip ederiz. Çalışanlar, fakir fukara kadınlar, çocuklar, insanlar, çoğumuz ayakta kalma mücadelesi veriyoruz. Belki biraz karmaşık yapıya sahip mutlak suretle bilinçli, içgüdüleri olan ve de garip isteklere sahip kuklalar gibiyiz. İnsan içindeki idealist duyguları ve asil ruhunun izini bırakıp içgüdüleriyle hareket ederse yoldan çıkmaya yüz tutar. Bu sebeple erdemli yaşlıların gençlerden fazla olmaması şaşırtıcı değildir.
Gerçekte yaratmak, bir fikri bütünsel olarak düşünmek ve gün yüzüne çıkartabilmektir. Lüzumsuz detaylar ise gerçeği gizler, içimizdeki tembellikle bir olup gözümüzü boyar.