Zira 30 trilyon hücre ve 40 trilyon mikroorganizmanın bir arada yaşadığı vücut söz konusu olduğunda şu samimi soruya basit bir cevap vermenizi beklerim:
-Sevgili insan, sahip olduğunu düşündüğün bu vücut aslında kime ait, size mi yoksa onlara mı?
Eğer vücudunuzda bir demokrasi varsa üzgünüm bu vücut sizin değil onların olabilir.
Zira insan nihayetinde ne olursa olsun geldiği yeri unutmamalı. şuan sahip olduğunuz o havalı tavırlarınız, her şeyi bildiğinizi sanmanız size zamanında iğne deliğinden geçebilecek büyüklükte bir dut olduğunuz gerçeğini unutturmasın!!
Kısacası, hakimin verdiği hükmün doğruluğu mutlak anlamda bir doğrunun tesbiti olmayabilir, verilen hükmün doğruluğu ancak elde bulundurulan delillere nisbetle "doğru" sayılır.
Varolan gerçekler her zaman "olması gereken"i mi yansıtır, yoksa olması gerekmeyen ve aslında bir doğruya tekabül etmeyen şeyler de mevcut gerçeklerde yansıyabilir mi?
..
Şöyle ki: Müslümanların, halen içinde yaşadıkları gerçekler, aslında onların yaşaması gereken gerçekler değildir. Müslümanlar, hâlen dünyanın her yerinde kendilerine ait olmayan bir hayat tarzı içinde yaşamaktadırlar.
Demek ki, insan dine Allah'ın emri olduğu için ve sırf bunun için inanmalıdır. Dine, din dışı bir takım heveslerimizin, özlemlerimizin tatmini için bağlanmak bu meselenin usulü, diyalektiği bakımından yanlış olacaktır.