“Konserde poz almak, bütün kitapları bir sahifesi işaretli bırakmak, bütün filmler boyunca artistlerin yalnız ne giydiğine dikkat etmek, insanı yalnız iyi cins ukalâ yapar. Hâttâ, iyi cins bile olunamaz. İyi cins ukalâlar, orospuluk eğilimlerini tuvale yansıtabilenler; başarısız çapkınlıklarını, şiirlerinde, romanlarında tamamlayanlardır. Ötekilerine gelince, onlar için sadece hayran olmak ve kirletmek vardır. Bunun da biçimini cins ukalâlar tayin eder. Can sıkıcı bir millet.”
Ve Ayhan. Önemsiz bir söz söylenivermiş gibi. Birkaç üç yüz altmış beş günün, arkasındaki bir “Merha- ba”nın, söylenivermesi gibi, yumuşak ve kolay. Bazı anları ötekilerden ayırıp, onları değerlendirmek, insanca bir düzenbazlık. Ayhan’ı gördüm. Bu ânın, ötekilerden farklı olmadığına eminim. Yanında, sadece omuzdan ve taranmış saçlardan ibaret, bir delikanlı. Koridorlardan birine doğru gidiyorlar. Ağır ağır önlerini kesiyorum. Ağır, emin ve utangaç. Ayhan birşeyler anlatıyor. Genç adam, karşısında nihayetsiz bir deniz ufku varmış gibi, gözlerini süzüyor.