İnsanlar ne zaman sorumluluktan kaçıp insan davranışlarına kaderci bir yaklaşımla baksa, kişilik özelliklerinin kalıtım yoluyla geçtiği teorisi kendisini gösterir.
Ne zaman yetişkinler üzerinde çalışsam, erken çocukluklarından kalan ve sonsuza kadar onları takip eden izlenimlere rastladım. Aile içerisindeki konum, yaşam tarzı üzerinde kalıcı bir iz bırakır. Bütün gelişim sorunları rekabet ve iş birliği eksikliğinden kaynaklanır. Sosyal yaşamımıza - aslında sadece sosyal yaşamımıza değil bütün dünyamıza- bakıp da beden aşikâr yönünün rekabet ve yarış olduğunu sorarsak, insanların her yerde galip olma, üstün gelme ve diğerlerini geçme amacının peşinde olduğunu fark ederiz. Bu amaç, kendilerini ailenin eşit bir üyesi olarak görmeyen rekabetçi ve hırslı çocukların erken çocukluk eğitiminin bir sonucudur. Bu dezavantajlardan yalnızca çocukları iş birliği için daha iyi eğiterek kurtulabiliriz.