Kitabı ne kadar çok beğendiğimi anlatmayacağım. O zaten aşikar.
Kitabın bana, hayatıma ne kattığını anlatmak istiyorum:
Fark etmişsinizdir hiç boş durmuyoruz, duramıyoruz. İyi anlamda ya da kötü anlamda. En son ne zaman hiçbir şey yapmadan durdunuz? Her zaman o boşluğu bir şeyle doldurmaya çalışıyoruz. İş olur, hobi olur, televizyon olur, telefon olur. İyi ya da kötü fark etmiyor boş durmak hayatımızdan kalkmış durumda. O güzel düşüncelerin, ilhamların boş zamanlarda geldiğini fark etmemiz gerekiyor.
Dışarı parka çıktığımda her zaman yanıma mutlaka kitap alır okurdum. Fakat artık 1 saat oturuyorsam yarım saat kitap okuyorum, yarım saat hiçbir şey yapmadan sadece oturuyorum. Etrafı izliyorum. O kadar iyi geliyor ki. Kitap okumanın da boş durmaktan bir kaçış olduğunu fark ettim. Boş durmak derken, boş durmak zaten ‘tefekkür’ gibi bir şey. Etrafı izleyerek o ana kadar farketmediğimiz o güzel ayrıntılara dikkat etmeye başlıyor insan. Güzellikleri daha çok görüyor. Zaten mutlaka bir şey düşünüyorsun. Bu şekilde düşüncelerimize de yer açmış oluyoruz. Deneyin çok iyi gelecek
Öncelikle bu kitabı okuyun :) ha bir de bonus olsun; aynı yazarın “Pürdikkat” kitabını da tavsiye ederim. Sanırım yazar çok iyi yazıyor :)