DEİZME YOL AÇAN SEBEPLERDEN SADECE BİRİ…
Malum deizm daha ziyade batıda ortaya çıkan felsefi bir akımdır. Batı derken kiliseyi göz önünde bulundurmamak olmaz. Kilise, dinin ve de Tanrının yeryüzündeki temsilcisidir. Ne derse odur. Buna itiraz edilemez, farklı bir görüş ileri sürülemez. Ancak o kadar kesin aklî ve bilimsel gerçekler var ki, kilisenin dediğini kabul etmek mümkün olmaz. Bu durumda ne yapılacaktır? Ya susup boyun eğilecek ya da isyan edilip kilisenin boyunduruğundan kaçılacaktır. Kiliseden kaçarken de iki şey olacaktır: Ya Tanrı da terkedilecek ya da Tanrı inancı muhafaza edilip kilisenin her dediği reddedilecektir. Batıda az bir filozof ateist olmuş, ama çoğu deist olarak kalmıştır. Peki bunun arkasında yatan sebep nedir?
Anladığım kadarıyla şudur: Batıda kilisenin kesin/kat’î olarak dayanacağı bir kutsal kitap, kutsallık yoktur. Orada kutsallık ve de kesinlik kilise hiyerarşisinde bulunanların söylediğidir. Kilise babaları bir şeye kesin diyorsa kesindir. Bunun başka da bir usulü yoktur. Bu kesinlik anlayışı akla önem veren aydınları tatmin etmemiş ve buna isyan etmişlerdir. Böylece din/kilise ve aydınlar arasında tartışma başlamış ve gittikçe oldukça derinleşmiştir. Özgürlüğün getirdiği ortam ile kiliseye bayrak açılmış, her dediği sorgulanır olmuştur. Aydınlar Tanrıdan vazgeçemedikleri için de deist olmuşlardır.
Benzer süreç bizde de yaşanmakta mıdır? Bizde kilise benzeri bir kurum olmadığı halde, batıda yaşanılan tecrübe görülmediği halde aynı sonuç bizde de görülebilir mi? Görülebilir, görülmüştür de... Nitekim kendi ellerimizle biz bu işi yaptık. Önce bir kilise yaratmalıydık. Ama kilise yoktu. Onun yerine ulemayı koyduk. Mezhebi koyduk. Sonra isyan ettik. Bunlar birbirine benzemiyordu, ama bizim onları düşünecek halimiz yoktu. İsyanımız nasıl