Siz hiç, bir kitabın karşınızda size nasihat verdiğine şahit oldunuz mu? Olmadıysanız, nasihat isteyenlere Gelin Tâcını tavsiye ederim
Arka kapaktan başlamak istiyorum;
Rızık konusunda şüphe etmek, rızkı verenden şüphe etmektir.
Sen kendine bir şey alacağın zaman güzel olanı seçiyorsun. Fakat Allah’a karşı hareket ve davranışlarında bu özeni göstermiyorsun.
Gerçekten bütün geceyi ders vererek geçirsen, nefsinin hoşuna gider de, aynı gece iki rekat namaz kılmak sana zor gelir.
Bu cumleler bile aslında kitabın ne kadar dolu olduğunu gösteriyor, içerisindeki her bilgi adeta yüreği okşuyor ve akla hitap edip balta gibi kafaya indirip bir çok gerçeği uyandırmaniza vesile oluyor. Kafka'nin deyimiyle kitap velhasıl uyandırıyor,silkeliyor..
Kitabın bendeki en önemli kısmına gelirsek;
Dünyanın kapitalist sistemleri icinde bogulurken elimizden hızla akıp gittiği, zamanın asla durmayacak oluşu, günümüzde sanki hızına hız katarak ilerlemesi ile beraber dünya hayatı sanki daha bir önemli hale geldi ve dünya kalbimize fazlasıyla yer almaya başladı.Etrafta sürekli ‘anı yaşa’ gibi söylemlerle insanların aklı bulanıyor. Bir anlamda bizi dünya nimetlerine bağlayan bir sürü psikolojik etmen var çevremizde.
Bu ani yaşamalar en son bizi boşluğa mazallah intihara bile sürüklüyor.
En önemlisi nefsimiz var bizi dünyaya bağlayan ve bizler kibirliyiz maalesef ve kibir, gurur öyle bir sarmış ki ruhumuzu bize hayat bağışlayan Allah’ı anmaktan aciziz yük görüyoruz. Ve işte incelemeye çaliştiğimiz bu kitap insanı karşısına alıp konuşan bir şeyh edasıyla karşılıyor bizleri. Acizliğimizi tekrar tekrar yüzümüze vuruyor. Bunu hak ediyoruz; iyi de oluyor..
Sürekli plan yapıyoruz. Acaba aynı titizliği ahiret hayatımız içindd gösterebiliyor muyuz? Her günün akşamında Hz. Ömer (r.a.) gibi, “Bugün