Rabia Gül

Rabia Gül
𝓜𝓪𝓻𝓻𝓲𝓮𝓭 ♡ Kendi kendime yabancı kalacağım hep..
ALGERNON'A ÇİÇEKLER ÜZERİNE...
Puan vermedi·325 syf.··
2023 22. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2023 17:10
"Zeka bir insanın sahip olabileceği en büyük lüfutlardan biri.. Ama ne yazık ki, bilgi arayışı sevgi arayışını kapı dışarı ediyor." İnsanlık tarihinin en acımasız yanıdır sevgisizlik. Çoğu insanın ufacık bir sevgi uğruna feda edemeyeceği hiçbir şeyi yoktur. Başkaları tarafından beğenilme arzusu, kabul edilme isteği, çevremizdekilerin bizden sıkılmaması ve bizimle sohbetinde olumlu tutumlar sergilemesi için kim bilir neler yapmışızdır bunca zaman.. Ama tüm bunları yaparken kendi özbenliğimizi, öz sevgimizi genellikle arka plana attık ve bu da bizi asık suratlı ama başkalarının gülüşlerine muhtaç bir karaktere dönüştürdü. Tıpkı Charly gibi.. Charly, zeka seviyesi düşük ana karakterimiz. Toplum tarafından dışlanılan, kusurlarıyla sıkça alay edilen, ailesi tarafından sevilmeyen bir isim. Bu eksiklerini tamamlamak ve kendini bilgili, güçlü biri olarak göstermek için çeşitli testlere girer ve ameliyat olmak ister. Nihayetinde ise bir uçtan diğer uca geçerek süper zekalı bir kimliğe bürünür. Gerçekten zeki olacağını düşündüğü vakitlerde hep mutlu olacağını zannederdi. Oysaki asıl mutluluk için zekanın bir seviyeye kadar gerekli olduğunu, sonrası içinse yetersiz kaldığını acı tecrübelerle öğrenir. O, "normal" bir birey olmak istiyordu. Ağlayan, gülen, seven, sevilen.. Kimseye bir zararı olmayan ve sakarlıklarında elindeki fıstıklardan olmadan yaşamak istiyordu. Ama o bizim dünyamız için fazla iyiydi ve biz ona, onun gibi birçoğuna sahip çıkamadık. Ona tek yakın olanın da bir fareden (Algernon) ibaret olması da bunun en acı kanıtıydı.
Edebiyat
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·90 syf.··
2020 65. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2020 00:37
Bu kitabın konusu kendisi yani kitap yahut kitaplar.. Kitaplar bile başlı başına bir kitap konusu olabiliyormuş meğer.. Bir düşünün neden kitap alırsınız? Okumak için mi, gösteriş için mi, kendinizi tatmin etmek için mi yoksa kitaplığınızda bir açığın kapanması için mi? Düzenli kitap okuma serüvenim henüz iki yılını tamamlamış olmasına rağmen kitap okumayı her vakit sevmişimdir ve mutlaka bir şekilde onlarla olan bağımı devam ettirmişimdir. Fakat korktuğum da bir gerçek vardı. Kitaplarla iç içe olmak isterken bir kitaplıktan kaçtım daima. Kimini sattım kimini bağışladım kimini ise acımasızca yaktım. Ben bunları yaparken bir yandan içimdeki savaşta galip gelebilmenin derdindeydim. İşte bu eser, benim içimdekilere yönelik şiddetli bir darbe oldu. Günlük yaşantımda gözardı bir yaşam sürmeyi gerçekten sevmişimdir. Bu durum beni kendimle daha barışık bir hale teşvik ederken bir yandan da insanlarla olan mesafemi daha da genişletiyordu. Hayattan kopmaya çok yakın bir haldeyken bir gün kitaplığımda kaybolduğumu ve tüm vaktimi onların bana hatırlattıklarıyla hayaller kurduğumu farkettiğim an kitaplarımı saklamaya koyuldum. Yeni kitap almaktan korktum. Hatta kitap okumaktan korktum. Kitapların beni kendi dünyalarının içine almasından korktum. Çünkü ben insanca yaşamak istiyordum. Denedim de. İnsanoğlu ne yardan ne de serden geçebiliyormuş. Ben de ikisinden de geçemedim. İnsan gibi bir yaşam sürmekle birlikte kitapları da yine başucumda bulundurmaya çalıştım. Ama bir kitaplık almaktan yahut kitap biriktirmekten hep korktum. İşte bu eser benim korktuğum yaşamı gözler önüne seriyor. Bir kitap ve bir karakter. Karakterin ismi Carlos Brauer. Bir kitap ile başlayan bu serüven 20 bin civarı kitapla neticeleniyor. Peki sonrasında hangi biri sana kalıyor? Evinin her köşesi hatta
Edebiyat
Kâğıt EvCarlos María Domínguez · Jaguar Kitap · 202015,3bin okunma
4/10
·224 syf.··
2020 58. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2020 01:20
Tarikatlar ve dini yapılanmaların her geçen gün sayısında ilerleme görmekteyiz. Sayı arttıkça da doğal olarak içeride pek çok bozulmalar yaşanıyor. Nitekim günümüzde tarikatlar, genel amacından uzaklaşarak siyasi çıkarlara alet edilebiliyor. Bununla birlikte ticari şirketlere dönüştürülüp bu yapılanmaları kâr ve sermaye unsuru olarak görenler de mevcut. Kan dökmeyi temel düşüncesi haline getiren yapılanmalar olduğu gibi tamamen rehavete kapılan birçok gruptan da bahsetmek pek tabii mümkündür. Bu kitapta da yukarıda bahsettiğim hastalıklı türlerin en sefih ve en rezil olanlarından bir tanesi konu alınmış. Halk arasında "Uğur Hoca" olarak bilinen "Badeci Şeyh" diye nitelendirilen Bursa Kırklari dergahının başında bulunan ismin yani Uğur Korunmaz'ın çevresindekilere cinsel istismarda bulunmasını ve bunu da -söylemekten dahi çekiniyorum- bir tür ibadet olarak görmesi mevzu bahis. Kitabı okurken devam etmekte çok zorlandım. Özellikle kişilerin ifadelerini okudukça yok artık dedim bu kadar da olmaz. Kimi zaman midem kaldırmadı kimi zaman ise kaşlarım çatıldı. Doğrusu önce kitap ile ilgili herhangi bir yazı paylaşmayı doğru bulmadım. Zira bütün bunlar din kisvesi altında meydana geldiği için hassas bir noktada yer almakta. Ancak bu tür mevzuların üstü kapanınca açığa vurulduğundan daha çok tahribatı olduğu sonucuna varınca da sessizliğimi bozmaya karar verdim. Yine de fazla detaya girmeden tamamen yüzeysel bir paylaşım olacağını da şimdiden belirteyim. Zira her detay farklı yorumlamaları da beraberinde getireceği için ifadelerimin yanlış anlaşılmalara neden olmasını istemiyorum. Kitapta bahsi geçen Uğur Korunmaz, kendisini Pir olarak ilan etmekte. Pirlik makamı tasavvuftaki en üst mertebedir. Fakat kitapta bazı yerlerde kendisinin sadece bir vekil olduğunu iddia ediyor. Bu
Din
Badeci Şeyh'in Sır OdasıTimur Soykan · Kırmızı Kedi Yayınları · 2019743 okunma
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu Üzerine
9/10
·68 syf.··
2020 56. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2020 17:35
Bilinmek isteriz kimi zaman. Biz bilinmek istedikçe aksine bilinmez oluruz. Kimi zaman da asla bilinmek istemeyiz. Hayat bu ya bu sefer de bilmeyen kalmaz. Bilinenlerin bilinmek istemediği ve bilinmeyenlerin bilinmek istediği bu kısır döngüyü usta kalemi ile ele alan Stefan Zweig tarafından yazılan harika bir öykü. Baba sevgisinden yoksun 13 yaşında ve duygularını şekilllendireceği bir çağda varlığını sürdüren bir kız çocuğu düşünün. Sevgiyi içeride (ailede) göremeyen pek çok çocuk gibi ilerleyen yaşlarında bu ihtiyacını dışarıdan karşılamaya çalışan bir kadın. Yazar, yardımsever ve sevilen bir erkek olarak tanımlanan Bay R. Sarah Jio, okuduğum kitaplarının birinde (muhtemelen Agapi olması lazım) aşkın akıl ürünü olduğunu savunan bir karakter oluşturmuştu. Bu karakter görüşünde kendini savunurken, aşkı isteklerimize ve tutkularımıza göre belirleriz diye bir iddiada bulunmuştu. Tamamen katılmasam da bilinçaltımızın sevdiğimiz karakterleri seçerken son derece etkili olduğuna o vakit kanaat getirmiştim. Bu kitapta da Sarah Jio'nun bahsettiğim karakterinin sözlerindeki etkiyi hissettiğimi söyleyebilirim. Sevgi görmemiş biri hayalinde genelde büyük bir aşka kapı aralayacağını varsayar. Hiç sevilmemiş bir insan ya herkes tarafından sevilmek ister ya da onaylanmış bir kimse tarafından yoğun bir ilgiyle baş başa kalmak ister. Ben bu bilinmeyen kadında ikinci arzunun dışavurumunu görüyorum. Zira Bay R, sevilmeyen eski komşunun yerine gelmiş ve sevilen de biri olmuş. Aynı zamanda mesleği de yazarlık. Yazarlık, halk arasında çoğu zaman duygusallığın ve güzel betimlemelerin bir yansıması olarak karşılanır. Onun sürekli eve kadınları getirmesi de çapkınlıktan ziyade gönle hitap eden hoş ifadeler ve kibarlık gösterisini temsil eder. -Tüm bunlar elbetteki düşüncelerin bana
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,3bin okunma
10/10
·116 syf.··
2020 52. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2020 06:10
Son zamanlarda yoga ve meditasyona ilgi göstermem ile birlikte içimde doğu felsefesine de müthiş bir merak uyanmaya başladı. Buna yönelik giriş niteliğinde bir kitap ararken bu eser ile karşılaştım ve hemen okumaya başladım. Daha öncesine ait belli bir felsefi ve dini birikimim olduğu için okurken fazla zorlanmadım. Bu nedenle hinduizmdeki temel ifadeleri bilmeniz ve biraz da okumalar yapmanız kitabı daha iyi anlamanıza katkı sağlayacaktır. Aksi takdirde dilinin ağır olduğunu ifade etmeliyim. Kitabın okunma sayısının azlığı ve uygulamada herhangi bir inceleme metninin bulunmayışı nedeniyle yarım bilgimle bir inceleme yazısı paylaşmak istedim. Hatalarımı maruz görmenizi temenni ederim. İncelemeye birçoğumuzun aklını kurcalayan "Maya nedir?" sorusuna cevap ile başlayacağım ve bu noktada Krişna'ya ait bir alıntıyı nakledeceğim: "Tüm dünya benim tarafımdan benim tezahür etmemiş yönümle sarmalanmıştır. Tüm varlıklar bende var olur ama ben onların içinde değilimdir. Aynı şekilde gerçekte varlıklar bende var olmaz. Benim ilahi yogamı seyret, o ki varlıkların etkin sebebi olan ve tüm varlıkları destekleyen ama onlarda bulunmayan özbenimdir." İşte maya budur. Bu dünya bir mayadır. Yani illüzyondur, bir yanılsamadır. Bu mayayı yaratan ise birdir, biz bu bir olanın dışında değilizdir. Hepimiz onun yani Brahman'ın bir yanılsamasıyız. Kısacası maya panteist bir öğretidir. Doğa ve Tanrı iç içedir. İkisi birbirinin gayrısı değildir. Spritüalizm anlayışı da bu noktada hakimdir. Maya tıpkı rüya içinde rüya görmek gibidir. Her şey bir yanılsamadan ibarettir ve sonlu olacağının bilincine vardığımız an hakikatle karşı karşıya kalırız. Platon'un mağara alegorisine de benzeyen mevcut bir yapı hâkimdir. Aslında bu dünya bir yanılsamadan ibarettir ve gerçek dünya bütün bunların
Maya ve YanılsamaSwami Vivekananda · Okyanus Yayıncılık · 200527 okunma
Reklam