Açıkçası, Parti'nin onu hiç anlayamayan insanlara çok daha kolay dayatılıyordu. Gerçekliğin en açık biçimde çarpıtılması böylelerine kolayca benimsetilebiliyordu, çünkü kendilerinden istenenin iğrençliğini hiçbir zaman tam olarak kavrayamadıkları gibi, toplumsal olaylarla yeterince ilgilenmedikleri için neler olup bittiğini de göremiyorlardı. Hiçbir şeyi kavrayamadıkları için hiçbir zaman akıllarını kaçırmıyorlardı. Her şeyi yutuyorlar ve hiçbir zarar görmüyorlardı, çünkü tıpkı bir mısır tanesinin bir kuşun bedeninden sindirilmeden geçip gitmesi gibi yuttuklarından geriye bir şey kalmıyordu.
Tam düşerken tutunduğum tuğlayı ,
Kendime Rabb bellemeyeceğim.
Razı değilim beni tanımayan tarihe ,
Beni sinesine sarmayan tabiattan
Rıza dilenmeyeceğim ...
İsmet Özel
Ben razı değilem hicrana gama
Garip gönlüm haldan hala salan var
Sabavetten beri bir yol gözlerim
El zanneder uzahlarda kalan var
Gözümden akıttım kanlı yaşımı
Kurtarmadım karametten başımı
Gönül kalesinin mermer taşını
Hicran kalemiyle kırıp delen var
Dere kenarında ufacık taşlar
Nedir bu feleğen ettiği işler
Deryada balıklar semada kuşlar
Dedim belki yar yanından gelen var
Sümmani'yem ya rab gönlüm hoş eyle
Ya sabır ver ya bağrım taş eyle
Ya bir çift kanat ver ya bir kuş eyle
Tez ulaşam yar bağında talan var
Aşık Sümmani
Her gün, her saat hayata dört elle sarılmak, gelecekten yoksun olduğunu bile bile günübirlik yaşamayı sürdürmek, tıpkı hava olduğu sürece nefes almayı bırakmamak gibi karşı konulmaz bir içgüdüydü.