Mesela, Müslüman olan biri Rasulullah (sas) için iyi bir şey söylese, bu zaten beklenen bir şeydir. Ama Müslüman olmayan biri Rasulullah’dan (sas) övgüyle bahsederse, bu büyük bir erdemdir çünkü inanmayan biri bile bir şeyleri kabul ediyor.
Bunu daha önce birçok defa duymuşsunuzdur. Micheal Hart, dünyanın en etkileyici insanları listesinde Rasulullah’ı (sas) birinci sıraya koyuyor. Ama ben onun dediği bir şeyi vurgulamak istiyorum.
Niye onu birinci sıraya koymasının gerekçesini söylüyor. Diyor ki; “Dünya’nın en etkileyici insanları listesinde Muhammed’in öncülük etmesini seçmem bazı okuyucuları şaşırtabilir ve başkaları tarafından sorgulanabilir; ama o, tarihteki hem dini hem de dünyevi düzeyde fevkalade başarılı olan tek adamdı.”
Ama genel olarak birçok âlim, bu surenin ilk 5 ayetinin Rasulullah’a (sas) vahyedilen ilk ayetler olduğunu söylüyor. Bununla ilgili olarak şöyle bir soru ortaya çıkıyor: Vahiy nasıl başladı?
Sahih el-Buhari ve Muslim’de, Aişe’nin (ra) Rasulullah’a (sas) vahyin nasıl başladığını sormasıyla ilgili çok uzun bir rivayet var. İmam Ahmed, Aişe’nin (ra) şöyle dediğini naklediyor: Rasulullah’a (sas) vahiy olarak ilk başlayan şey uykuda gördüğü salih rüyalardı. Rüyada ne görürse, sabah aydınlığı gibi aynen gerçekleşiyordu. Sonraları ona yalnızlık sevdirilmişti. Hira mağarasına gidip orada, kendini birkaç gece ibadete adardı. Bu maksatla yanına erzak alırdı. Erzakı tükenince Hadice’ye (ra) dönüp birkaç gece için daha bir şeyler alırdı. Bu durum, ona Hira mağarasında vahiy gelene kadar devam etti.
Sevgili Dost,
Neşesi yağmalanmış bir bayramdan geriye ne kalır? Ellerden buharlaşıp uçan limon kolonyaları, yenildikten sonra kağıdı buruşturulup atılan şekerler, caminin avlusunda kalan gazete ve mukavva parçaları, imamın her bayramda tarif edip cemaatin her bayram şaşırdığı bayram namazı mı?
Ellerimizi bağlayacak mıyız yoksa iki yana mı salacağız? Herkes göz ucuyla birbirine bakıyor. Önümüzdekiler de şaşkın, yanımızdakiler de. Bu durumda eller ne bağlanmalı ne iki yanasalınmalı. Bu durumda eller havaya kaldırılmalı,
"Affet!" demeli belki.
Neşesi yağmalanmış bir bayramdan geriye ne kalır? Telefonların felç olması yüzünden aramadığımız tanıdıklarımız için inandırıcı bir mazeretimiz var, ne güzel. Doğrusu vefalı milletizdir; dindar olduğumuz kadar bağlıyızdır birbirimize. Bu yüzden camiler almaz kalabalıkları bayramlarda, bu yüzden iflas eder telefon şebekemiz.
Sayfa 115 - Şule Yayınları Ağustos 2019·Kitabı okudu
"Başkalarından üstün neyiniz varsa; sağlık, üstün yetenek, başarı, mutlu çocukluk çağı, düzenli aile hayatı... Hiçbirinden doğal malınızmış gibi yararlanmamanız gerekir. Tümünün karşılığını vermelisiniz. Hayatınızı eşsiz yücelikte bir sunuyla öbür hayatlara adamalısınız. "
Sayfa 105 - Şule Yayınları Ağustos 2019·Kitabı okudu