Onun gibiyim ben de, bu düşük omuzlar, bu zarafetsizlik. Çocukluğum yanı başımda eğilmiş duruyor. Elimle bir kez hafifçe de olsa onu okşamayacağım denli uzakta. Benimki uzak onunki gizli gözlerimiz denli. Sessiz, kaskatı gizler, kalplerimizin muzlim keşanelerine kurulmuşlar: Zorbalıkların usanmış gizler: Alaşağı edilmeye istekli zorbalar.
Birisinin sizi hiç olmadığınız bir kimse olarak tanıması garip bir duyguydu. Ya insanlar beni hep yanlış tanıdıysa? Herkes kendinin “O” olmadığını biliyordu ama ya diğerleri sizi “O” zannediyorsa?
Düşünceler baskı altına alarak yok edilemez. Onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir. Düşünmeyi reddederek - değişmeyi reddederek. İşte bizim toplumumuzun yaptığı da bu.