Yine de zaman geçiyordu;insanları hiç düşünmeden, dünyada gidip geliyor, güzel şeyleri solduruyor ve henüz adı konmamış bebekler de dahil olmak üzere hiç bir şey onun elinden kurtulamıyordu.
Irk ayrımının belirgin olduğu Washington D.C' de bir zenci mahallesinin ortasındaki tek beyaz ailenin tek oğlu olarak büyüdüm. Sokaklarda siyahlar beyaz olduğum için, okulda beyazlar Musevi olduğum için saldırırdı bana. Benim de nefret edecek birine ihtiyacım vardı. Bunu orada öğrenmişimdir belki.
Kör Nuri 'de laf çok, durup durup yumurtluyor :
-Emmi, ben bir şey keşfettim.
-Nedir oğlum?
-Yahu, bu insanoğlu anlamadığı bir laf olunca ağlıyor demek... Bak, demin efendiler, Allah razı olsun nutuk çektiler. Anladık mı? Yok. Gelgelelim ağladık. Şimdi de Bedir Hoca Arabi üzerine dualar okur. Ne anladık? Hiç! Velakin ağlamaktan göz pınarlarım kurudu, öteki gözüm de kör olacak. Demek ki bu insan anlamadığı bir söze ağlıyor, he mi?
-Besbelli öyle olacak.