Serdar ZAMAN

Serdar ZAMAN
Edebiyat,Felsefe,Psikoloji,Şiir,Siyaset ve Yazar,ilk yazdığım roman Şehir… “Gerçek tıpkı ışık gibi,insanın gözünü kör eder.”
Sessiz Şehrin Çığlığı
Gece, olağandışı bir sessizliğe bürümüş olan şehrin üzerine çökerken bu uluyan, hafif ses uğursuzca çınlıyordu. Manhattan’ ın ıssız caddelerinde karamsarlığın ve felaketin sesi yankılanıyordu. Bütün ışıkları yanan süitteki çift kişilik kocaman yatakta, gözüne bir damla bile uyku girmeden yatmakta olan Larry nedense canavar - tellalının sık gördüğü kabuslardaki yaratıklar gibi onun peşinde olduğuna dair mantıksız bir hisse kapılmıştı. Uzun bir süre boyunca ses yaklaşıyormuş gibi gelmişti — Canavarlar geliyor! Canavarlar geliyor! Varoşlardalat! — ve Larry üç kere kilitlediği kapının aniden açılacağından ve eşikte canavar - tellalını göreceğinden neredeyse emindi… ama canavar telaşı bir insan değil, patlak gözlü, köpek kafa, sivri dişli, dev gibi yaratık olacaktı.
Sayfa 262 - Altın Kitaplar Yayınevi·Kitabı okuyor
Reklam
Kötülüğün Kılcal Damarları
Ondan sonra bütün ülke, olanca muhteşem olasılığıyla hayata gelecek, muhteşem kılcal damarlar gibi her yanını saran yol ağıyla politik bir varlık olarak onu, karanlık yabancı madde zerresini her yerde ve ya herhangi bir yerde — kalp, karaciğer, ışıklar, beyin — almaya hazırlanacaktı. Dağılmak için bir yer arayan pıhtı, bir iç organa batmak için fırsat kollayan sivri bir kemik parçası, yerleşip büyüyüp habis bir ur oluşturma için kendine uygun bir yer arayan yalnız, deli bir kanserli hücre gibiydi. Kolları iki yanında sallanarak ritmik bir şekilde yürümeye devam etti. Yoksulların, delilerin, profosyonel devrimcilerin ve nefret etmeyi son derece iyi öğrenmiş, öyle ki nefretleri yüzlerinde tavşan dudağı gibi belirgin olan, onları duvarlarında posterlerin ve sloganların bulunduğu ucuz odalarda, mengenelerle sabitlenip kesilmiş boruların içlerine patlayıcıların doldurduğu bodrum katlarında, çılgınca planların — bir meclis üyesi öldürmek, yüksek rütbeli birinin çocuğunu kaçırmak veya Standard Petrol Şirketi’ nin yönetim kurulu toplantısında el bombaları ve makineli tüfeklerle basıp insaniyet namına içerideki herkesi öldürmek gibi planlar — hazırlandığı arka odalarda ağırlayacak, kendileri gibi olanlar dışında kimse tarafından istenmeyen kişilerin yolculuk ettiği bu gizli kalmış, kuytu yollarda çok iyi tanınırdı.
Sayfa 211 - Altın Kitaplar Yayınevi·Kitabı okuyor
Bir Kuşağı Bozan Örnek
Yine gösteriş her çağ için rezillik ancak yaşlılıkta fazlasıyla ahlaksızlıktır. Şehvetli duyguların ölçüsüzlüğü nüfus ederse kötülük ikiye katlanır, zira böyle bir durumda yaşlı olan hem kendisine leke sürmüş, hem de gençlerde sağ duyudan yoksun bir ölçüsüzlüğü doğurmuş olur. Marcus Tillius CİCERO Yükümlülükler Üzerine İş Bankası Yayınları S: 55
Duyuların Ötesinde Gerçek
Gerçek yoktur; her şey vardır, olduğu yerdedir, sadece insanlar bunu anlayamaz ve kavrayamaz çünkü duyularımızla salt olana ulaşamayız. Bundan dolayı kendimize, insanlara, canlılara, dünyaya ve evrene kuşkuyla yaklaşırız, nedeni ise inandığımız ve güvendiğimiz ne varsa zamanla yalan olduğuna öğrenmek insanoğlunda tedavi edilemez travmalara neden olur, hiç kuşkusuz bundan dolayı gerçek kelimesini bulduk kendimize ve çevremizdeki insanlara ve doğaya içimizde oluşturdukları gerçek ve gerçeküstü durumlara göre bir eğilim gösteririz, insan kendinde dışını ikili düşünür, gerçek, gerçeküstü.
Sayfa 131 - Sokak Kitapları Yayınları
Bir Fanatiğin Zihnine Kendilerini Bulmak
Sekisimiz birden Bevatron’ da proton demetinin içine düşdük. Bu süre zarfında içimizden bir tek kişinin bilinci yerindeydi, bir tek referans noktası vardı. Silvester kendini hiç kaybetmemişti. “Ve de,” dedi Laws pratik bir sonuca vararak, “biz aslında burada değiliz.” Fiziksel olarak Bevatron’ un zemininde sırtüstü yatıyoruz. Ama düşüncelerimiz burada. Işının serbest enerjisi Silvester’ ın kişisel dünyasını halka açık bir evrene dönüştürdü. Kafadan çatlak bir yobazın mantığına tutsak olduk; otuzlu yıllarda Chicago’ da oluşturulmuş, tahtaları eksik bir tarikatı seçmiş yaşlı bir adamın. Sofuca batıl ve cahil tüm itikatlarının işlediği özel evrenindeyiz. Biz adamın kafasının içindeyiz. Eliyle çevreyi gösterdi. Bu topraklar. Bu arazi. Bir beynin kıvrımları gibi; Silvester’ in beyninin tepeleri ve vadileri. Mis Reiss “ Aman Tanrım!” diye fısıldadı. Onun gücü altındayız. Bizi mahvetmeye çalışıyor.
Sayfa 135 - Alfa Yayınları
Reklam