Hayatı anlamanın en güzel yolu, satırlar arasında kaybolmak. Kitaplar, yalnızca birer hikâye değil, yaşamın saklı yüzlerini gösteren aynalar benim için. Her okuma, hem hayata hem kendime bir yolculuk.
"Her şeyi tüketen tutkunun neye benzediğini, yoğun hayranlık ve öfkenin akıntılarına kapılmanın nasıl bir his olduğunu görmüştü ve bunu istemiyordu. Dengeli birini, kolay birini, onu seven ama kendini tamamen kaybedecek kadar sevmeyen birini istiyordu."
Merhaba,
Bugün sizlere @beyazfilyayinlari @sehrialem_ kaleminden #sanayenildim kitabının devam ve son kitabı olan #sanayenildimveda kitabı ile geldim
Sana Yenildim kitabını çok severek okumuştum.Mehmet ile Elif'i,Hamza ile Emine'yi,Su ile Reşat'ı unutmak mümkün değil öyle samimiydi ki karakterler onlarla güldüm onlarla ağladım onlarla sevdim Kitap öyle bir yerde bitmişti ki Elif bu son olmadı diye gözlerim dolu dolu kapatmıştım kapağını
@sehrialem_ yazarım ile de kitap hakkında konuşmak ayrıca keyifli ve çok değerliydi benim için
Devam kitabı #sanayenildimveda kitabını okumaya başladığımda ilk sevindigim Elif'in yaşamasıydı ama 9 yıl komada kaldıktan sonra
ilk kitapta diyaloglarına kahkaha atarak güldüğüm çocuk karakterler büyümüş ve onların saf,temiz aşklarını anne ve babaları gibi dostluklarını yine gülerek ve ağlayarak okudum.Yaşadıklarına,nelere göğüs gerdiklerini,savaşlarını,verdikleri imtihanları ve verecekleri bitmemişti yine "hayır"diye kitabın kapağını kapatıp,olmamış olsun diyerek okumaya devam ettiğim satırlar sayfalar ve
"O kolyeyi kim bıraktı?" gerçekten
Hem komedi hem dram dolu hüzünlü bir kitap ben severek keyifle okudum
Okumanızı tavsiye ederim
"Ne olur götürmeyin babamı onsuzluğu bilmem ben"
"Gitmek mi,gidenin arkasında kalmak mı deseler,hiç şüphesiz girmeyi seçerim."
"Alışık değilim karanlığa,yabancıyım gündüzün ışığına."
"Evlat,bir annenin hem en büyük çaresizliği hem de en büyük güçlüydü."
"Güzel yürekler güzel severdi,güzel sevenlerin ise imtihanı çetin olurdu."
"Suskundu Botan,susmayı bilir,susarak severdi.Kelimeleri olmadığından değil elbet,peri kızının güzelliği diline kilit vurduğunda susardı.Çocukken esir düşmüştü hayalleri.Duyduğu bir efsaneye inanmış ve tüm dileklerini peri kızına adamıştı.Gelecekti biliyordu, gelmişti
Merhaba,
Bugün sizlere @beyazfilyayinlari @sehrialem_ kaleminden #sanayenildim kitabının devam ve son kitabı olan #sanayenildimveda kitabı ile geldim
Sana Yenildim kitabını çok severek okumuştum.Mehmet ile Elif'i,Hamza ile Emine'yi,Su ile Reşat'ı unutmak mümkün değil öyle samimiydi ki karakterler onlarla güldüm onlarla ağladım onlarla sevdim Kitap öyle bir yerde bitmişti ki Elif bu son olmadı diye gözlerim dolu dolu kapatmıştım kapağını
@sehrialem_ yazarım ile de kitap hakkında konuşmak ayrıca keyifli ve çok değerliydi benim için
Devam kitabı #sanayenildimveda kitabını okumaya başladığımda ilk sevindigim Elif'in yaşamasıydı ama 9 yıl komada kaldıktan sonra
ilk kitapta diyaloglarına kahkaha atarak güldüğüm çocuk karakterler büyümüş ve onların saf,temiz aşklarını anne ve babaları gibi dostluklarını yine gülerek ve ağlayarak okudum.Yaşadıklarına,nelere göğüs gerdiklerini,savaşlarını,verdikleri imtihanları ve verecekleri bitmemişti yine "hayır"diye kitabın kapağını kapatıp,olmamış olsun diyerek okumaya devam ettiğim satırlar sayfalar ve
"O kolyeyi kim bıraktı?" gerçekten
Hem komedi hem dram dolu hüzünlü bir kitap ben severek keyifle okudum
Okumanızı tavsiye ederim
"Ne olur götürmeyin babamı onsuzluğu bilmem ben"
"Gitmek mi,gidenin arkasında kalmak mı deseler,hiç şüphesiz girmeyi seçerim."
"Alışık değilim karanlığa,yabancıyım gündüzün ışığına."
"Evlat,bir annenin hem en büyük çaresizliği hem de en büyük güçlüydü."
"Güzel yürekler güzel severdi,güzel sevenlerin ise imtihanı çetin olurdu."
"Suskundu Botan,susmayı bilir,susarak severdi.Kelimeleri olmadığından değil elbet,peri kızının güzelliği diline kilit vurduğunda susardı.Çocukken esir düşmüştü hayalleri.Duyduğu bir efsaneye inanmış ve tüm dileklerini peri kızına adamıştı.Gelecekti biliyordu, gelmişti
“Hepsini bilirim. Hangisi başladı? Baban mı ağabeyin mi? Yoksa amcalarından biri mi?”
Gerçek bir kadının “öyküsü”. Bir kadın ne kadar gerçek olabilirse o kadar gerçek bir kadının. Gerçek hayatta karşısına çıktığı insanların bir hayaletmiş gibi görmezden geldiği edebiyatta ise hayli ilgi çeken bir kadının öyküsü. İsmi Firdevs, okuma hayalleri olan bir kız çocuğu… Henüz oyuncaklarla oynayacağı yaşta başta ailesi olmak üzere içinde yaşadığı toplum oynuyor onunla. Yaşayanlar bilir, ilk darbe aileden gelince tutunduğu bütün dallar gevrek oluyor insanın. Neresinden tutunmaya çalışsa orasından kopuyor. Ama o inatla tutunmaya çalışıyor.
“Erkekler kadının değerini bilemez, Firdevs. Kendi değerini belirleyen kadındır.”
Bazen öyle bir coğrafyada yaşarsın ki kendi değerini de kaderini de belirleme şansı vermezler insana. Yazar Nevâl El-Seddavi de öyle bir coğrafyada gözlerini açıyor dünyaya. Kadınların durumu ve toplumsal cinsiyet konusundaki düşünceleri nedeniyle cezaevine konuyor hükümet tarafından. “Kadınım” diyemiyor yaşadığı toplumda. Çünkü kadınsan küçük yaşta eğitim hakkın elinden alınıyor, kadınsan boğazında kaç lokma olduğu sayılıyor, kadınsan deden bileceğin bir adamın bilmem kaçıncı eşi oluyorsun, kadınsan cezaevine konuyorsun ve kadınsan “sünnet” ettiriliyorsun. Evet yanlış duymadınız, sünnet! Tıpkı hikayemizin başkahramanı Firdevs’e yapıldığı gibi! “Bu kadının canının istediğini yapma, istediğini yapmama özgürlüğü vardı.” Sahi var mıydı?
“Bu kadının gözlerine hiç ışık değmemiş gibiydi, günün en ışıklı, güneşin en parlak olduğu zaman bile.”
“Ey kadın!
Hissetmiyor musun!
Sepetindeki yükün çok ağır
Dudaklarınsa çok yorgun,” diyor Rabindranath Tagore ve Firdevs “Neden hiçbir şey hissetmiyorum.” Öyle şeyler yaşatıyor ki hayat artık hissizleşiyorsun. “Hiçbir şey umut etmeyecektir artık,