Şule

Şule
@Sadecepiglet
İche iche oldum nietzsche
muhasebeci
İstanbul
17 Ekim
88 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
@Sadecepiglet·
·
sabitlendi
"Dertlerinizi başkalarına anlatmayın. Çoğunun umrunda olmaz, geri kalanı ise memnun olur."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Cinayet
Doğayı hayran hayran izlemek ile bir seri katili izlemek arasında hiçbir fark yoktur..!
Her ne yaparsam yapayım suçlu ve sahtekâr mıyım, hiçbir şey yapmasam bile mi?
Hayatım bir çıkmaza girdi, varoluştan iğreniyorum, tatsız tuzsuz anlamsız bir şey. Pierrot’dan daha aç olsaydım, insanların sunacağı açıklamaları yemeye yeltenmezdim. İnsan parmağını toprağa batırıp kokusundan hangi diyarlarda olduğunu anlar -bu hiçbir şey kokmuyor. Neredeyim ben? Dünya denen bu şey nedir? Bu kelimenin anlamı nedir? Beni bunun içine kim çekti de şimdi orada bırakıp gidiyor? Ben kimim? Dünyaya nasıl geldim? Bana neden sorulmadı, neden yolu yordamı öğretilmeden sanki bir “ruh satıcısından alınmış gibi bir kenara itildim? Gerçeklik dedikleri bu büyük müesseseye ilgim nasıl doğdu? Neden ona ilgim olsun ki? Bu içten gelecek bir ilgi değil mi? Eğer bu işte zorla yer alacaksam, yönetici kim? Ona bir şey söylemek isterim. Yönetici yok mu? Şikâyetimi kime bildireceğim? Varoluş hiç kuşkusuz bir müzakere -görüşümün dikkate alınmasını rica edebilir miyim? Eğer insan dünyayı olduğu gibi kabul etmek zorundaysa, o zaman bunun ne olduğunu öğrenmemek daha iyi olmaz mıydı? Sahtekâr nedir? Sahtekârın ne olduğunun cui bono [kimin yararına] sorusu sorularak bulunacağını söylemiyor mu Cicero? Herkesin sormasına izin veriyorum ve herkese soruyorum kendimi ve bir kızı mutsuz yapmakla ne kârım oldu? Suçluluk -bu ne demektir? Büyücülük mü? Bir insanın nasıl suçlu olacağı belli değil midir? Biri cevap verebilir mi? Bu şeye karışmış beyefendiler için en büyük önemi haiz olduğu doğru değil mi? Zihnim bir duraklama noktasında, daha doğrusu ondan sıyrılıyorum. Kâh yorgun ve bitkinim, evet sırf kayıtsızlıktan ölü gibiyim: kâh çılgın gibi gazabımı üzerine yönelteceğim birini bulmak için şaşkın şaşkın dünyanın bir ucundan öteki ucuna seyahat ediyorum. Varlığımın bütün özü kendisiyle çelişerek çığlık çığlığa feryat ediyor. Nasıl oldu da ben suçlu oldum? Yoksa suçsuz muyum? O zaman neden
Kahkaha hahaha (daha ne desin adam) :))))
İnsanın, sanki kaderini değiştirecekmiş gibi, dünyada bağırıp çağırarak bir şeyler elde edeceğine inanması için çok saf olması gerekir. Her şeyi olduğu gibi kabul edip yaygara koparmamak daha iyi. Gençliğimde bir lokantaya gittiğim zaman garsona, “İyi bir parça, çok iyi bir parça, filetodan, fazla da yağlı olmasın, ” derdim. Garson, isteğime dikkatini vermek şöyle dursun belki de beni duymazdı bile ve sesimin mutfağa ulaşıp aşçıyı etkileme ihtimali daha da zayıftı, tut ki ulaştı, belki rostonun tamamında iyi bir parça yoktu. Artık hiç bağırmıyorum..
Hiç...
Işıklar gözümü alıyor, bu renkler ne? Kafamın üstünde uçsuz bucaksız görünen bana varlığımı sonsuz hissettiren. Nedir şuradaki su birikintisi. Kafam düşüyor, kaldıramıyorum. Dünya dönüyor, benim midem bulanıyor. Sinyaller gidip gidip geliyor. Uzaktan bulanık görünen bir varlık bana doğru koşuyor. Kendimi unutuyorum…