......yüz seneye oldu bil ! anca dank eder kafalarına... çoktan etti benim, çoktan!... ne geçti peki
elime, vurdular damgayı “katilmişim” Fransız diline tecavüz eden serserinin tekiymişim, ibne bile
olamadık be, serseriymişiz anca, 1932’den beri hüküm giymeyi bile becerememişiz toplum düzenine
muhalefetten!... gidin sorun istediğiniz kitapçıya, dükkanlarında, ne dükkanı be ne dükkanı,
depolarında bile bir tanecik Yolculuk nüshası tutmamaya yemin etmişler! kapıya kilit vurmayı
yeğliyor adamlar! eh biz de boş durmadık tabii 1932’den bu yana, layıkıyla vurduk dibe,
tecavüzcülüğümüz kesmedi, üstüne bir de hain olduk, kesmedi soykırımcı olduk, kesmedi öcü olduk... :)
adını bile anmayacaksın benim gibisinin!... ha ama soyup soğana çevirmek serbest tabii! eline sağlık
soyanın! dımdızlak bırakacaksın bunun gibisini ortada! ismi var cismi yok, daha hala vızıldanıp
duruyor!... ciğeri beş para etmez herif yaşıyor mu ki lan şu dünyada! var oldu mu ki lan hiç!...
öldürdüler Denoel’i
(1945 yılında vurularak öldürülen, kendi adını taşıyan Dfinoel yayınevinin kurucusu Robert Denoel , başta
Celine olmak üzere, sonradan değer kazanacak birçok yazarın eserlerini yayımlamıştır.)
, Invalides avlusunda, fazla kitap
bastı diye öldürdüler... eh ne oldu, ben de öldüm, onunla birlikte ben de öldüm!... prensipte bildiğin
öldüm!... tabii sonra miras kaldım heriflere!... göz göre göre soyup soğana çevirdiler!... şaşacak bir
şey yok! kolunu sallasan bunlara çarpar, katil bunlar, kasıla kasıla dolanacaklar tabii etrafta... gördüm de konuşuyorum, gözümle gördüm... tuhaf işler bunlar! hırsız olsalar caka satamazlar böyle... yüzüne
bakamaz milletin hırsız dediğin, utanır... cinayet başkadır ama işte, benzemez hırsızlığa, çalımından
geçemezsin katilin... kıl payı kaçırdılar ya beni ellerinden, içlerine