Şu an içinde bulunduğu dünyayla eski dünyası arasında uçurumlae olduğunu hissediyordu. Hayaller dünyasıyla gerçek dünya arasındaki kadar engin uçurumdur.
İşte Halime ancak o anda durumu anlamıştı. Evet, o bir günahkardı. Gözden düşmüş, lanetlenmiş biriydi. Meryem'in gözünde de küçülmüştü. Ama tüm bunlara rağmen en inanılmaz hediyeye kavuşmuştu.
"Yapraklar düştüğünde her şeyin bittiğini sanıyordum. Ama taç yaprağı düştükten sonra bitki meyve de verebilir. Bunu unutmuşum. Çiçeklerimin bir daha açmayacağına üzülmüştüm."
"Özgürlük mü dedin? Burada özgür değil miyiz ki?"
"Sen kadın olduğun için anlamıyorsun. Sana şu kadarını söyleyeyim; çölde açlıktan ölmekte olan bir çakal kafesteki karnı tıka basa tok bir aslandan daha mutludur."