Ulusal devrim artık dolayım olarak işlev görmektedir çünkü beşeri bir özneyi, kendi kaderini tayin etmek isteyen halk kitlelerini kendinde cisimlendirmektedir.
İnsan hakkında, onun eylemlerine bakarak bir hüküm vereceksek ben şunu söylerim: Afrikalı entelektüel açısından yapılması gereken en acil şey kendi ulusunu inşa etmektir. Bu edim doğruysa, yani halkın açık iradesini dışavuruyorsa, Afrika halklarının huzursuzluğunu yansıtıyorsa, bu durum ev-renselleştirici değerlerin keşfine ve geliştirilmesine yol açacaktır ister istemez. Uluslararası bilinç, kendisini, ulusal bilincin kalbinde oluşturur ve güçlendirir."
Belli ikiyüzlülüklerin maskesini düşürmenin zamanı geldi artık. Birileri, insanlığın milliyetçi talepler aşamasını geride bıraktığını söylüyor. [Bu kişilere göre) daha geniş siyasal birlikler oluşturmanın zamanı gelmiştir ve dolayısıyla da eski tarz milliyetçilerin hatalarını düzeltmeleri gerekmektedir. Bizse, tam tersine, hatanın, o vahim sonuçlara gebe hatarın, ulusal evreyi ıskalamak olduğuna inanıyoruz. Kültür ulusal bilincin dışavurumu ise, söz konusu meselede, kültürün en yüksek biçiminin ulusal bilinç olduğunu söylemekte hiç tereddüt etmem.
Kurtuluş mücadelesi ulusal kültürü onun eski değerleri ve di-zilimleriyle restore etmez. İnsanlar arasındaki ilişkilerin kök-ten yeniden paylaşımını amaçlayan bu mücadele halk kültürünü (onun hem biçimini hem de özünü) değiştirmeden bırakamaz. Mücadele sona erdikten sonra sadece sömürgeciliğin çöküşü değil, aynı zamanda sömürgeleştirilenin de çöküşü söz konusudur. Bu yeni insanlık, hem kendisi hem de başkaları için, kaçınılmaz olarak yeni bir insanlığı tanımlar. Bu yeni hümanizma, mücadelenin amaçları ve metotlarına yazılıdır.