Welat Boran

Welat Boran
@Sawer
Sawêr
Fanon anti-semitizme hep duyarlı olmuştu ve pek çok Yahudi meslektaşı ve dostu vardı. Antil'li felsefe profesörlerinden birinin kendisini şöyle tembihlemesini hiç unutmamışb: ''Yahudilere hakaret eden birini işittiğinde ona kulak kesil; senin hakkında konuşuyordur''. Fanon' a göre, "Anti-semitler kaçınılmaz olarak zenci düşmanıdırlar."
Sayfa 87·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Negatiflik "genelde" gelişmenin önündeki dış engellere yöneliktir; fakat mutlak negatiflik içsel engelleri de sorunsallaştırır -kendi benliğinizin yarattığı içsel engeller de dahil olmak üzere. Bir kez daha, tikel'in, negatifliğin diyalektiğinde yaşamsal bir dolayımlayıcı terim olduğunu görmekteyiz. Tikelden evrensele yapılan bu yolculuk zor bir yolculuk olsa da ırkçılığın zincirlerini (onunla birlikte kişinin kendisinden nefret etmesini ve kendisini değersiz görmesini de) son kertede kırmanın ve başkalarının özgürlük mücadelelerine derinden bağlanmanın başka bir yolu yoktur. Fanon, son kitabında şöyle der: "Ulusal bilinç, ki milliyetçilik değildir, bize uluslararası bir boyut kazandıracak olan biricik şeydir."
Sayfa 82·Kitabı okudu
Ne ki Sartre Siyah Orfeus'ta siyah bilinci ile gururunu, nihayetinde yerini proletaryanın sınıf mücadelesine bırakması gereken "zayıf bir evre" olarak görür. "Irk nosyonu sınıf nosyonuyla kesişmez" diyen Sartre'a göre ırk tikel, sınıfsa evrensel bir kategoridir. Fanon şoke olmuştur, kendini ihanete uğramış hissetmektedir. Fakat Sartre'ın yanlışından dolayı Hegel'i suçlu bulmaz. Tersine, Hegel'i Sartre'a karşı kullanır: "Bu doğuştan Hegelci, bilincin mutlak'ın karanlığında kendini kaybetmek zorunda olduğunu (öz-bilince erişmenin biricik koşuludur bu) unutmuştu". Sartre Hegel'in en önemli içgörüsünü unutmuştur: mutlak, her evreye içkindir, kendini ancak son evrede tümden görünür kılsa da. Özne, kendi özneliğini mutlak olarak öne sürmedikçe tanınma mücadelesini sürdüremez. Bu zorunlu uğrağın üzerinden atlama girişimi soyut devrimciliğe, boş bir mutlak'a yol açar. Siyah bilinci "zayıf bir evre" değildir. Fanon'a göre bu bilinç "kendisiyle dolu, mutlak bir yoğunluktur". Gene bilinçle ilgili olarak (şunu söyleyebiliriz): siyah bilinci kendinde içkindir. Ben ileride gelişme kabiliyetine sahip bir şey değilim; ben ne isem oyum. Ben evrenseli aramak zorunda değilim. Benim içimde olasılığa yer yok. Benim siyah bilincim kayıp bir şey olma iddiasında değildir. O kendisiyle birleşmiştir. Sizi evrensele götürecek yolu bulmak için "kendinizi tikelin içinde kaybetmeniz" şarttır. Sartre'ın unuttuğu -ve bugün de pek çok kişinin unuttuğu- şey şudur: "[Siyah öznenin] bu olumsuzlanması, değerini adeta tözsel bir mutlaklıktan almaktadır". Fanon, okura, siyah öznenin tözselliğinin özgürlüğe giden elverişli bir yol yaratmak için bir mutlak olarak ileri sürülmesi gerektiğini hatırlatmaktan asla geri durmaz.
Sayfa 76·Kitabı okudu
Fanon'un dünyaya bakışı onun konumlanmış deneyimidir. Fanon ırkçılığın iç psişik yaşamını anlamaya çalışır, bir bütün olarak beşeri varoluşun yapısının bir açıklamasını sunmaz. Irkçılık insan psişesinin ayrılmaz bir parçası değildir elbette; psişik bir etkisi olan toplumsal bir kurgudur. Irkçılığa eşlik eden toplumsal rahatsızlığı bir a priori yapıya -bu ister Oidipus kompleksi, anlamaya ister kolektif bilinçdışı olsun- referansla çalışan her girişim başarısızlıkla sonuçlanmaya mahkumdur. Cari Jung, bilinçaltının, kendisinin "kolektif bilinçdışı" dediği evrensel bir psişeye dayalı olduğunu ileri sürerek Freud'un yaklaşımını derinleştirmeyi ve ötesine geçmeyi amaçladı. Kolektif bilinçdışı, özgül bir kültürden ya da yetişme tarzından bağımsız olarak insanların zihinlerinde varolan ve kendilerini rüyalarda, masallarda ve mitlerde açığa vuran kalıtımsal düşünme kalıplarını anlatır. Jung bu evrensel kalıpları "arketipler" diye anar. Yüzeysel bir okumayla Fanon, beyaz insanların siyahlara ilişkin görüşleri (bunlar negatif sterotiplere dayanan görüşlerdir) bilinçsiz bir şekilde nasıl özümsedikleri üzerinde durduğu için Jung'dan beslenmiş gibi gözükebilir. En "ilerici" beyazlar bile siyahları belli bir biçimde ("duygusal", "fiziksel", ya da "saldırgan" gibi sıfatlar kullanarak) düşünme eğilimindedirler, içlerinde ırkçı nefretin zerresinin bile olmadığını hararetle dillendirseler bile. Ancak Fanon bu tür kolektif kuruntuların psişik bir yapının parçası olduğunu kabul etmez; bunlar zihnin sürgit devam eden özellikleri değildir. Bunlar bir dizi toplumsal ve kültürel dayatmalardan edinilen ve kazanılan alışkanlıklardır. Birçok beyaz insan için bir tür kolektif bilinçdışı oluştursalar da herhangi bir evrensel "arketipe" dayanmazlar. Beyazların bilinçdışı önyargıları ne genlerden
Sayfa 58·Kitabı okudu
Konuştuğunuz dilden, sahip olduğunuz dinsel inançlardan ya da derinizin renginden dolayı insandan daha aşağı bir varlık olarak görüldüğünüzde, karşılıklı tanınmanın yapısında bir çöküş meydana gelir. Benlik ve haysiyet duygusu sadece size bağlı olan bir şey değildir. O, başkaları tarafından tanındığınızda oluşan ve gelişen bir şeydir. Bu çöktüğünde benlik duygunuz zayıflar, öz-saygınızı yitirirsiniz. Ne denli az tanınırsamz, tanınma yönünde o denli büyük bir istek duyarsınız; arzularımızı güdüleyen şey yokluktur çünkü. Bu durum ne denli uzarsa, Öteki de o denli düşüncelerinizin ve eylemlerinizin odağı haline gelir. Tanınmayı öylesine çok istersiniz ki Ötekine takıntılı hale gelirsiniz -öteki kendi bakışıyla sizi gerçekte olmadığınız bir şeye sabitlemeye devam ederken bile. Bu bir kısır döngüdür; bu döngüde, tanınma yönündeki çağrılar giderek ümitsiz bir biçim alır. Ötekine, onun sahip olduğu töreler ve moral değerler temelinde çağrıda bulunursunuz, kendi vasıflarınızı inkar ederek hak ettiğiniz tanınmayı kazanmayı umut edersiniz. Özlemini duyduğunuz sevgiyi elde etmek için kendinizden, kendi kimliğinizden nefret edersiniz. Çok sık olarak ırksal ve etnik ayrımcılıkla ilintilendirilen aşağılık kompleksidir bu. Fanon bu kompleksin, aynı zamanda, erkekler ile kadınlar arasındaki kişisel ilişkilerde de kendini gösterdiğini tanıtlar. Bu kompleks, varoluşunuzun her veçhesini etkileyebilmektedir -giyiminizi, konuşmanızı, davranışınızı, hatta düşünmenizi bile. Ötekine odaklanmaya harcanan pozitif enerji, kendi benliğinizi inkar etmeye ve ondan kaçmaya harcadığınız negatif enerjiyle doğru orantılıdır.
Sayfa 54·Kitabı okudu