Yahudi olma-yan bir toplumda kendileriyle ilgili olarak geliştirilen görüşü alıp içselleştirmişlerdir; böylece bu görüş Yahudileri aşırı belirlemiştir; oysa siyahlar, Fanon'a göre, "aşırı ölçüde dışarıdan belirlenirler" -yani onlar "dış görünüşlerinin köleleridir". Keyfi bir toplumsal kurgu olan sömürgeci tahakküm zamanla belli bir "görme" biçimi yaratır; bu görme biçiminde deri rengi belirleyici bir öneme sahiptir. Birey, kişinin varsayılan siyahlık "olgusu" üzerinden sabitlenir. Bu, sadece sömürgecinin sömürgeleştirilmiş kişiye dair görüşünü değil, aynı zamanda sömürgeleşenlerin kendilerine dair görüşlerini de tanımlar; bunlar Ötekinin bakışıyla "sabitlenir" ve tanımlanır. Onların "varlığı" Öteki tarafından tanımlanır, kendileri tarafından değil. Siyahlar beyazların çarpık bakışlarından ötürü kendilerini "siyah" olarak görmeye başlarlar -beyazlar da bu Ötekini "görme" biçimlerinin sömürgeci ve ırksal hakimiyetin özellikli mahiyetinin bir sonucu olduğundan elbette bihaberdirler. Ve beyaz toplum, "siyahlığı", tasavvur edilebilecek her negatif özellikle ilintilendirmeye teşne olduğu için -bir kez daha, beyazların siyahlar üzerindeki tahakkümünü gerekçelendirmeye duydukları ihtiyacın bir sonucu olarak- siyahlar kendilerini beyazlardan aşağı görmeye başlarlar. Bu nedenledir ki Fanon şöyle yazar: "Siyah insan beyaz insanın gözünde hiçbir ontolojik dirence sahip değildir." Ontoloji varlığın doğasını anlatır -gerçek olanı neyin oluşturduğunun araştırılmasıdır. Fanon bir siyahlık ontolojisinin olmadığını savunur çünkü "siyahlık" "doğal" bir gerçeklik değildir -ne ise o olan bir varoluş biçimi değildir. Siyahlık özgül toplumsal ilişkilerin yarattığı bir kurgudur. Siyahlık üretilir, imal edilir; verili bir şey değildir. Siyahlar ancak beyazlarla ilişkilendiklerinde siyah