Ikinci nokta, kendine gelmenin ve mücadelenin temel bir öğesi halini alan bu olumsuz unsur kendini ortaya koyacak ve mutlak anlamda yüceltilecektir. Yaralarını ve kırışıklıklarını kabul etmekle kalmaz, bunları övgüye değer bulur. Özgüven kazanırken, dünyaya kendisini olduğu gibi sunarken, kendi eleştirisini kolaylıkla yapamaz. Sömürgeciyi ve sömürgeleş-tirmeyi şiddetle devirmeyi biliyor olsa da, kendi gerçek ha-line ve sömürgeleştirme sırasında felakete yol açacak derece-de edindiği şeylere son veremez. Kendisini bütünüyle sunar ve neyse o olduğunu geldiği nokta olan, sömürgeleştirilmiş varlık- kabul eder. Aniden, sömürgecinin suçlamasının tam tersine, sömürge insanı, kültürü, ülkesi, ona ait olan her şey, temsil ettiği her şey birdenbire kusursuz ölçüde olumlu unsur-lar haline gelir.
En sonunda kendimizi bir karşı-mitolojiyle karşı karşıya buluruz. Sömürgecinin ona dayattığı olumsuz mitin ardından, sömürge insanının sunduğu kendisiyle ilgili olumlu bir mit gelir; tıpkı olumsuz bir proletarya mitinin karşısında olumlu bir proletarya mitinin olması gibi. Sömürge insanının ve ço-ğunlukla dostlarının söylediklerine bakılırsa, örf ve adetleriarasında, eylemleri ve planları arasında her şey iyidir, her şey korunmalıdır; anakronik ya da kargaşa içinde olanlar, ahlâki açıdan hatalı ya da yanlış olanlar bile. Her şey açıklandığına göre her şey haklı çıkarılır.
Sömürge insanının protestodan doğan özgüveni kendisini bu protestoyla ilişkili olarak tanımlamayı sürdürür. İsyanın ortasında, sömürge insanı, sömürgeci ve sömürgeleştirmeye kar-şı, dolayısıyla onlarla ilintili olarak düşünmeye, hissetmeye ve yaşamaya devam eder.