Welat Boran

Welat Boran
@Sawer
Sawêr
Death
NOR dread nor hope attend A dying animal; A man awaits his end Dreading and hoping all; Many times he died, Many times rose again. A great man in his pride Confronting murderous men Casts derision upon Supersession of breath; He knows death to the bone - Man has created death.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Welat Boran

, bir kitap okudu
9/10
·165 syf.·
Beğendi
·
2025 15. kitabı
Memmi kitabında Fransız solundaki arkadaşlarına, Sartre ve Camus gibi Direniş'in eski üyelerine, imparatorluğun çökmeye yazgılı olduğunu anlatmakla başlar; yabancının sömürgede kalmasına izin verecek bir uzlaşma düşünülemez. Üstelik sömürgelerde "ahlâklı" ya da "ahlâksız" Avrupalı yoktur, der, sömürgeciliğin meyvelerini zenginlik, prestij, yaşam kolaylığı toplamak için sömürmek zorunda kalan sömürgeciler vardır yalnızca. Tüm sömürgeciler, en iyi niyetli olanlar bile, "gaspçı"dır, mantık sınırlarını aşarak kendilerine ait olmayanları almaya yönelmiş minyatür Neron'lardır. Aynı şekilde "insan" denilmeye layık sömürge insanı da yoktur, çünkü sakin normallik kisvesi altında onlar da kölelik hastalığıyla bozulmuştur.
Sayfa 154·Kitabı okudu
Ben ne metafizik öze ne de öz karaktere inanıyorum. Sömürgeleştirilen bugün için betimlenebilir. Ben onun belirli bir tarzda acı çektiğini, yargıladığını ve davrandığını göstermeye çalıştım. Baskı gören, içinde ve dışında eksikleri ve kusurları olan bu varlık olmaktan çıkarsa, sömürgeleştirilen olmaktan da çıkar, öteki olur. Coğrafi kalıcılıklar ve gelenekler vardır elbette. Ama belki de o zaman, bir Cezayirli ile bir Marsilyalı arasında, bir Cezayirli ile bir Lübnanlı arasında olduğundan daha az fark olacaktır. Tüm boyutlarını yeniden fethettikten sonra, eski sömürge insanı tıpkı ötekiler gibi bir erkek/insan olacaktır. Elbette her insanın mutlu mutsuz anları olur, ama hiç değilse özgür olacaktır. Tunus, Paris, 1955- 1956
Sayfa 151·Kitabı okudu
Sömürgeleştirmenin tasfiyesi, tam kurtuluşun, kendine ge-lişin başlangıcından başka bir şey değildir. Sömürge insanı, kendisini sömürgeleştirmeden özgürleştirmek için, işe kendi ezilmesiyle, grubunun eksiklikleriyle başlamalıdır. Kurtulu-şunun tam olabilmesi için kendisini mücadelesinin o kaçınıl-maz koşullarından kurtarmalıdır. Ulusunun ortaya çıkması ve onuru için mücadele etmek zorunda olduğu için bir milliyetçi olan sömürge insanı, bu ulus karşısında kendi özgürlüğünü fethetmelidir. Elbette kendisini bir milliyetçi olarak da onay-layabilir. Ama özgür bir seçime sahip olması ve yalnızca ulusu aracılığıyla var olmaması sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Ken-dinin hakimi olmalı ve bu grubun dini karşısında bu dini ister korusun ister reddetsin- özgür olmalı, onun aracılığıyla var olmaktan vazgeçmelidir. Aynı şey geçmiş, gelenek, etnik karakteristikler için de geçerlidir. Kısacası kendisini sömür-gecilerin sınıflamalarıyla tanımlamayı bırakmalıdır. Aynı şeyi, onu örtük biçimde olumsuz olarak karakterize eden şeyler için de söyleyebiliriz. Örneğin Doğu ile Batı arasındaki ünlü ve saçma uyuşmazlık; sömürgecinin kendisiyle sömürgeleş-tirilen arasında kalıcı bir set çekmesini sağladığı bu kemik-leşmiş antitez de böyledir. Doğuya dönüş ne anlama gelir ki? Tahakkümün çehresi Ingiltere ya da Fransa olsa bile, kültürel ve teknik kazanımlar bütün halklara aittir. Bilim ne Batılıdır ne de Doğulu, ne burjuvadır ne proleter. Beton dökmenin yal-nızca iki yolu vardır: ya doğru dökersin ya yanlış.
Sayfa 150·Kitabı okudu