Erdinç Aoron Ardınç

Erdinç Aoron Ardınç
@SayfaHayal
Artık kendini tutamayan, ama kalabalık önünde ilk defa konuştuğu için utancından kıpkırmızı kesilen bir demiryolu bekçisi kürsüye doğru haykırdı: "Yetsin artık, Peder Cassey, yetsin!.. Orta Çağ hikayelerini ne zaman kapatacaksınız artık? Tanrının sözcüsüsünüz, tamam anladık, peki bugünün hayatıyla, bugünün meseleleriyle hiç ilgilenmiyor mu Tanrı? Onun sözcüleri olan sizler ilgilenmiyormusunuz bugünün dünyasıyla, çünkü hem kör, hem sağır, hem de kötürümsünüz, dilinizi yutmuşsunuz siz... Tanrı size hiç benzemiyor ama... iğne deliğinden geçen ve geçmeyen deve hikayelerinizle, tüccarların kiliseden atılması masallarıyla çağımızın hiçbir olayını kavramak mümkün değil artık. Bugün Samson bile, çağın dolar yığınlarından örülmüş tapınağını oynatamaz yerinden... Söyleyin Peder Cassey, söyleyin, ne yapacaksınız yüz elli milyon dolarla oylayan muz tüccarlarını kiliseden atmak için?.. Ah!.. deveydi, tüccarlardı, hepsi masal bunların, din tarihini masallara döktünüz artık! Kiliselerde, tapınaklarda, günümüzün meseleleri neden konuşulmuyor. Çocuklardaki ölüm oranı mesela. Asgari ücretten, günlük çalışma süresinden, yaşlılık sigortasından neden bahsedilmiyor hiç?"
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İlk defa orada, o zaman "merhabalaşmıştı" grev kelimesiyle; şimdi, aradan uzun yıllar geçtiği ve yaşlandığı halde grevi ancak bir bozgunculuk olarak düşünebiliyordu; düzelten, bütünlüğü sağlayan bir bozgunculuk. Fakat neyi düzeltiyordu grev? Hangi düzensizliği kaldırıyordu ortadan ve hangi düzeni getiriyor ve neden böyle iki yönlü sonuçlar doğuruyordu: Hiçbir şey yapmadan kurulu düzeni bozuyor ve hiçbir şey yapmadığı için, kötü kurulmuş bir mekanizmanın yeni bir düzene kavuşturulmasındaki başlıca neden oluyordu...
Edebiyat
Önce şarkılar dizildi kurşuna Sonra kahkahalar ve kuşlar Şimdi bu serseri akşamlarda O eski şarkılardan Bir tek nakarat dolaşır yalnızca Dudaklarına bahar düşmüş biri Nasıl anlatır ki sevincini Hoş geldin iki gözüm Biz bizeyiz şimdi Gecikmiş bir mutluluk içinde Yüksek sesle konuşulmaz bilirsin Adı nedir gelecekteki güzelliğin Bari gözlerinle söyle Söyle ki Bir tüy bile yanmasın Bu zamansız kırlangıç göçünde
Şiir
Boşuna değil yaşamın yorgunluğu Her şafak vakti Gecenin yüreği patlarken denizlere Sarmaşıklar gibi bin yaprak Bin dal ile uzanırız güzelliklere Ey zamanın çile yorgunu sular Suç olur güzelliklere aşık olmalar Kimse bilmez sancımızı Kitaplar yanar Şiirler kanağlar Gidişimiz korkutur sevdiklerimizi Yalnızca güneş gelir peşimizden Bir de dağların soluğu rüzgar
Şiir
AĞLAMAKLA GÜLMEK ARASINDA Bekleyip durdum sabaha dek Geceyi sensiz geçemedim Ağlamakla gülmek arasında Bitimsiz bir içlenmeydi yaşam Ya da kahreden bir ürperme Birini diğerinden seçemedim Şarkılar şahlansın diye tan vakti Ufuklara açtım yüreğimi Dolaşıp durdum bulutlarda Yaprak yaprak tutuşurken dağlar Ağlamakla gülmek arasında Durdu birdenbire sanki zaman Sustu bütün şarkılar Tamda hazırlanırken gülmeye İçimde çalkalanan sularda Apansız kıyıya vurdu bir intihar Bugünde geç kaldım yarına Dilim tutuldu bağıramadım Ağlamakla gülmek arasında Yine şarkısız çıkıyorum karşına Yine şafaksız ve güneşsiz Yalnızca ellerimi uzatıyorum sana Sen ki bilirsin şafak dilini Ha bugün ha yarın Bütün kahkahalar bizden yana
Şiir