Taha EKŞİOĞLU

Taha EKŞİOĞLU
@Scapegoatt
Gerçeği aramak gayemiz olduğu sürece herkesle tartışmaya açığım.

Taha EKŞİOĞLU

, bir kitap okudu
8/10
·112 syf.·
2026 211. kitabı
Theodore John Kaczynski
8.5/10 · 683 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Theodore John Kaczynski
İnsanları korkunç derecede mutsuz edecek koşullara maruz bırakan, sonra da bu mutsuzluklarını gidermek için onlara uyuşturucu veren bir toplum düşünün. Bu bir bilimkurgu mu? Mevcut toplumumuz içinde bu belirli bir dereceye kadar zaten yapılmaktadır. Klinik depresyon vakalarının son 10-20 yılda büyük hızla arttığı bilinen bir gerçektir. 59 ila 76. paragraflarda açıklandığı gibi bu durumun, güç sürecinin bozulması yüzünden olduğuna inanıyoruz. Yanılıyor olsak bile artan depresyon oranı, kesinlikle bugün toplumumuzda mevcut olan bazı koşulların sonucudur. İnsanları depresyona iten koşulları kaldırmak yerine, modern toplum onlara antidepresan ilaçlar vermektedir. Aslında antidepresanlar, bireyin iç dünyasını, normalde katlanılmaz bulacağı toplumsal koşulları kabullenmesini sağlayacak biçimde değiştiren araçlardır. (Evet, depresyonun çoğu kez tamamen genetik kaynaklı olduğunu biliyoruz. Burada çevrenin baskın rol oynadığı vakaları kastediyoruz.)
Alıntı
Theodore John Kaczynski
Elbette bu hakkı sert bir şekilde eleştirmek istemiyoruz; bu özgürlük, politik gücün bir yerde toplanmasını sınırlamak ve politik gücü olanları, yanlışlarını halka teşhir etme yoluyla yola getirmek için önemli bir araç. Ancak basın özgürlüğü, sıradan vatandaşın bir birey olarak çok az işine yarar. Medya, çoğunlukla sistemle bütünleşmiş büyük kuruluşların kontrolündedir. Birazcık parası olan herkes bir şey bastırabilir ya da bunu internet veya başka bir kanal üzerinden yayabilir, ama onun söyledikleri medyanın muazzam miktardaki materyalinin arasında kaybolacak, bu nedenle de hiçbir pratik etkisi olmayacaktır. Bu yüzden toplumda kelimelerle bir etki yaratmak, çoğu birey veya küçük grup için olanaksızdır. Örneğin bizi (FC) ele alın. Eğer hiçbir şiddet eyleminde bulunmasaydık ve bu yazılarımızı bir yayıncıya teslim etmiş olsaydık, büyük olasılıkla kabul edilmeyecekti. Kabul edilse ve yayınlansa dahi, büyük olasılıkla pek çok okurun dikkatini çekmeyecekti; çünkü medyanın yayınladığı eğlence programlarını seyretmek, ciddi bir makale okumaktan daha eğlencelidir. Bu yazılar çok sayıda okur bulsaydı bile, bu okurların çoğu okuduklarını hemen unutacaktı; çünkü akılları medyanın onları maruz bıraktığı bir yığın materyalle doldurulmuş olacaktı. Mesajımızı, topluma kalıcı bir etki bırakabilme şansıyla sunabilmek için insanları öldürmek zorunda kaldık.
Alıntı
Theodore John Kaczynski
Bazı kişiler, güç ihtiyaçlarını kısmen, kendilerini güçlü bir örgütlenmeyle veya kitle hareketiyle özdeşleştirerek tatmin ederler. Amaç ve güç yoksunu bir birey, bir harekete veya örgütlenmeye katılır, onun amaçlarını kendi amaçları olarak benimser ve bu amaçlar için çalışır. Bu amaçların bazılarına ulaşıldığında, kendi kişisel çabaları bu amaçlara ulaşılmasında önemsiz bir rol oynasa da —hareket veya örgütlenmeyle olan özdeşleşmesi sayesinde— kendini güç sürecinden geçmiş gibi hisseder. Bu olgu faşistler, Naziler ve komünistler tarafından sömürülmüştür. Bizim toplumumuz da, daha kaba şekilde olmakla birlikte, bunu kullanır. Örnek verelim: Manuel Noriega ABD'yi tahrik ediyordu (amaç: Noriega'yı cezalandırmak). ABD Panama'yı işgal etti (çaba) ve Noriega'yı cezalandırdı (amaca ulaşma). Böylece ABD güç sürecinden geçti; ve birçok Amerikalı da, ABD'yle olan özdeşleşmelerinden ötürü vekaleten bu süreçten geçmiş oldu. Panama işgalinin toplum tarafından gördüğü yaygın onay bundandır; bu, insanlara bir güç duygusu verdi. Aynı olguyu ordularda, şirketlerde, politik partilerde, insani kuruluşlarda, dini veya ideolojik hareketlerde de görüyoruz. Özellikle solcu hareketler, güç ihtiyaçlarını tatmin etme arayışında olan kişileri çekmeye çalışır. Ancak çoğu kişi için büyük bir örgütlenme veya kitle hareketiyle özdeşleşme, güç ihtiyacını tümüyle tatmin etmez.
Alıntı
Theodore John Kaczynski
Bizce, modern insanın uzun ömür ve ileri yaşlara dek fiziki dinçliği ve cinsel çekiciliği koruma takıntıları, güç süreci konusundaki mahrumiyetten kaynaklanan bir tatminsizlik belirtisidir. "Orta yaş krizi" de böyle bir belirtidir. Aynı şekilde, modern toplumda oldukça yaygın olan ancak ilkel toplumlarda hiç duyulmamış olan çocuk sahibi olmaya karşı ilgisizlik de. 75. İlkel toplumlarda yaşam bir evreler zinciridir. Bir evrenin ihtiyaçları giderilip amaçlarına ulaşıldığında, diğer evreye geçmek için bir isteksizlik görülmez. Genç bir erkek, güç sürecinden spor olsun veya meşgale olsun diye değil, bir avcı olarak geçer; yemek için gerekli olan eti elde etmek için avlanır. (Genç kadınlarda bu süreç daha karmaşıktır, toplumsal güce daha büyük önem verilir; bunu burada tartışmayacağız.) Bu evre başarıyla tamamlandığında, genç adam bir aile kurmanın sorumluluklarını alma konusunda isteksizlik göstermez. (Modern insanların bazıları ise, tam tersine, bir tür "tatmin" aradıklarından çocuk sahibi olmayı açıkça ertelerler. Bizce, onların güç süreciyle ilgili yeterince deneyim —ikame etkinliklerin yapay amaçları yerine, gerçek amaçları olan bir deneyim— yaşamaya ihtiyacı var.) Yine, çocuklarını başarıyla yetiştirip onların fiziksel ihtiyaçlarını gidererek güç sürecinden geçen ilkel insan, görevini yerine getirdiğini hisseder ve yaşlılığı (eğer o kadar yaşarsa) ve ölümü karşılamaya hazırlanır. Modern insanların birçoğu ise, fiziksel kondisyonlarını, görünümlerini ve sağlıklarını korumak için harcadıkları çabadan da belli olduğu üzere, fiziksel bozulma ve ölüm olasılığından rahatsız oluyorlar. Biz, bunun, bu insanların fiziksel güçlerini hiçbir zaman pratik olarak kullanmadıkları ve güç sürecinden vücutlarını ciddi bir şekilde kullanarak geçmedikleri gerçeğinden kaynaklanan
Alıntı