Taha EKŞİOĞLU

Taha EKŞİOĞLU
@Scapegoatt
Gerçeği aramak gayemiz olduğu sürece herkesle tartışmaya açığım.
Theodore John Kaczynski
Çoğu insanın, kendi kararlarını vermek istemediği, liderlerden onların adına düşünmelerini istediği ileri sürülebilir. Bu görüşte doğruluk payı vardır. İnsanlar küçük meselelerde kendi kararlarını vermekten hoşlanır, ama zor ve önemli meselelerde karar vermek psikolojik çelişkiyi göze almayı gerektirir ve çoğu insan psikolojik çelişkiden nefret eder. Bu nedenle zor kararlar söz konusu olduğunda başkalarına güvenme eğiliminde olurlar. Ama bu demek değildir ki, kendilerine kararı etkileme fırsatı verilmeden onlara kabul ettirilmesinden hoşlanırlar. İnsanların çoğu doğal izleyicidir, lider olmasalar da liderleri ile doğrudan ilişkileri olmasını isterler, liderlerini etkileyebilmek ve zor kararları vermede bir dereceye kadar katılımda bulunmak isterler. En azından bu kadar bir özerkliğe ihtiyaçları vardır. 6- Burada sıralanan belirtilerden bazıları kafese konmuş hayvanlarda görülenlere benzer. Güç süreci konusundaki mahrumiyete bağlı bu semptomların nasıl ortaya çıktığını açıklamak gerekirse, insan doğasını anlamada sağduyu bize göstermiştir ki ulaşılması çaba gerektiren hedeflerin eksikliği sıkıntıya yol açar ve sıkıntı uzun süreli olduğunda, er ya da geç, çoğunlukla depresyonla sonuçlanır. Hedeflere ulaşmadaki eksiklik hayal kırıklığına, kişinin kendisine olan saygısının azalmasına neden olur. Hayal kırıklığı öfkeye, öfke —genelde hayat arkadaşının ya da çocuğun taciz edilmesi biçiminde— saldırganlığa dönüşür. Uzun süreli hayal kırıklığının genelde depresyonla sonuçlandığı, depresyonun da suçluluk duygusu, düzensiz uyku, yeme bozukluğu ve kişinin kendini kötü hissetmesine neden olduğu kanıtlanmıştır. Depresyona eğilimi olanlar bir çare olarak eğlence peşine düşerler; bu nedenle yeni heyecanlar yaşamanın bir yolu olarak sapkınlıklarla beraber doyumsuz bir hedonizm ve
Alıntı
Reklam
Theodore John Kaczynski
Bazı bireylerin özerkliğe pek az ihtiyaç duyuyormuş gibi gözüktüğü doğrudur. Ya güç dürtüleri zayıftır ya da o dürtüyü, kendilerinin ait oldukları güçlü bir örgütle özdeşleştirerek tatmin ederler. Bir de —astlarına körü körüne itaat ederek, kullanmaktan oldukça mutlu oldukları dövüş hünerlerini geliştirerek güç duygusu kazanan iyi savaşçı asker misali— tamamen fiziksel bir güç duygusuyla tatmin olmuş gözüken, düşünmeyen, hayvani insanlar vardır. Çoğu insan için kendine değer verme, özgüven ve güç duygusunu kazanma, güç süreci yoluyla —bir amaca sahip olma, özerk bir çaba gösterme ve amaca ulaşma yoluyla— olur. Bir kişinin güç sürecinden geçmek için yeterli fırsatı olmazsa, bunun sonuçları —bireye ve güç sürecinin nasıl bozulduğuna bağlı olarak— sıkıntı, ahlaki çöküntü, kendine az değer verme, aşağılık duygusu, yenilmişlik, depresyon, endişe, suçluluk, hüsran, düşmanlık, eşe ya da çocuğa yönelik taciz, doymak bilmeyen bir düşkünlük, anormal cinsel davranışlar, uyku bozuklukları, yeme bozuklukları ve benzerleri şeklinde olur.
Alıntı
Theodore John Kaczynski
Ancak, tüm hali vakti yerinde aristokratlar sıkılıp manevi bir çöküntüye uğramazlar. Örneğin, İmparator Hirohito, yozlaşmış bir düşkünlüğe dalacağına, kendisini deniz biyolojisine adadı ve bu alanda hatırı sayılır kişilerden biri oldu. İnsanlar, fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak için çabalamak zorunda kalmadıklarında, kendilerine yapay amaçlar bulurlar. Çoğu durumda da bu amaçlar için, fiziksel ihtiyaçlar için sarf edecekleri çabanın ve heyecanlı ilginin aynısını gösterirler. Nitekim Roma İmparatorluğu'ndaki aristokratlar edebiyat alanında gösteriş yapıyorlardı; birkaç yüzyıl önce pek çok Avrupalı aristokrat, ete ihtiyaç duymadığı halde avlanmak için muazzam zaman ve enerji harcıyordu; diğer aristokratlar statü uğruna, özenle hazırlanmış zenginlik teşhirleri yaparak mücadele ediyorlardı; ve Hirohito gibi birkaç aristokrat da kendini bilime adıyordu.
Alıntı
Theodore John Kaczynski
Bir insan okula gittiği, saygın bir işte çalıştığı, statü basamaklarını tırmandığı, "sorumlu" bir ebeveyn olduğu ve şiddet kullanmadığı vb. sürece, sistem, onun hangi müziği dinlediği, neler giydiği veya hangi dine inandığıyla zerre kadar ilgilenmez. Yani, aşırı toplumsallaşmış bir solcu, ne kadar reddederse etsin, aslında, siyahileri sisteme sokmak ve onlara bu sistemin değerlerini kabul ettirmek istemektedir.
Alıntı
Theodore John Kaczynski
Viktorya dönemi boyunca birçok aşırı toplumsallaşmış kişinin, cinsel duygularını bastırmaktan ya da bastırmaya çalışmaktan dolayı ciddi psikolojik sorunları vardı. Anlaşılan Freud, teorisini bu gibi insanları esas alarak kurmuştu. Bugün toplumsallaşmanın dikkatini yoğunlaştırdığı nokta cinsellikten saldırganlığa kaymıştır.
Alıntı
Reklam