Tarih sahnesi, iz bırakmış insanlarla, günümüze mesajlar yollamakta. Önemli olan, ders niteliğinde mesajları anlamalı ve aynı hatalara düşmemek. Bu kişilerden birisi de;Adolf Hitler.
Dünya tarihinde bıraktığı iz kuşkusuz, nesiller geçsede asla değişmeyecek kişilerden birisi. Kitaba başladıktan sonra, şaşırmadım diyemem,bir çok noktada günümüz politikacılarına ders niteliğinde tespitleri mevcut. Sanırım onu, bir noktaya kadar diğer diktatörlerde ayıran yanı. Kitleleri analiz etme, onları yönetebilme, devlet kademelerinin işleyişi, partilerin işlevleri gibi konularda, analiz yeteneği sayesinde geldiği seviye, Almanya’yı ,yaşadığı zamanın en önemli devletlerinde biri haline getirdi. Toplum ve devlet hakkındaki gözlem ve fikirlerini okurken,aradan altmış yıl gibi bir zaman geçmesine rağmen, benzer olayların tekrar ettiği görüyorum,özellikle kendi ülkemizde görmek ise üzüntü verici bir durum. Kişiler ve yerler değişmiş sadece. Olaylar ise hala aynı.
Hitleri tanımak ve yaptıklarının sebebini öğrenmek için,gençlik dönemine bakmak yeterli olacaktır. Gençlik çağının ne kadar önemli olduğunu ve nasıl değerlendirmemiz konusunda ders olmalı bizlere. “Gençlik çağı bir takım araçlar ve gelecek için plan yapar, olgunluk çağı ise bunları kullanır” der Hitler. Kendisi de sürekli okuyan ve araştıran bir insan olarak geçirmiş gençlik çağını. Buraya kadar sıradan, başarılı bir insanı anlatıyor ya da ona hayranlık duyuluyor gibi izlenim vermiş olabilirim. Çünkü, kitaba başlayıp yarısına gelene kadar “Hitler böyle birisimi miymiş, inanamıyorum” demiştim. Alman ırkının saf ve en yüce ırk olarak görmesi, yaşanılan çöküş ve problemlerin yegane sorumlusu, haklı yada haksız, Yahudileri gösterene kadar sürdü şaşkınlığım. Yaşadığın dönemde Yahudilerin ticaret, siyaset, edebiyat ve bir çok