Oysa kedere sessizce de katlanabilir insan. Hayatın keder ve sevinçleriyle bizi usul usul büyütmesine izin vermek gerekir. Çok eski zamanlardan bir bilge, " Sana çok şeyler öğretecek acıya," demişti, "hoş geldin de..."
Bazı kitaplarla tanışıklığın çok güzel nedenleri de vardır. Benim bu kitapla tanışmam da buradan bir okurun - @ze5516 - hediyesiyle oldu. Daha da güzeli onunla aynı anda okuma şansımız oldu ve kartopu etkisiyle kıymetli başka bir okur daha - Madam Melankoli - bize eşlik etti. Kısacası, oldukça keyif aldığım, buram buram kalite kokan bir serüvendi.
Mucize
Hayatınıza mucize etkisi verecek bir eser.
Bazı kitaplar vardır okuduktan sonra istesen de artık eski sen olamazsın. Hayata bakışın, insanlara bakışın, olaylara bakışın...
August Pullman başkahramanımız.
Yüzünde fiziksel bir bozuklukla dünyaya gelen bir çocuk. Daha doğarken başlıyor hayatla zorlu mücadelesi.
Onu anlamak çok önemli...
Bir ortama girdiğinizde bütün insanların size yüzünde bir tiksinti ile baktığını düşünün. Sizi salgın bir hastalık gibi gördüklerini... Nasıl olurdu öylesi bir hayat? Nasıl olurdu öyle bir öğrenci olmak, normali bile çok zorken?..
"Seninle ilgili en çok neyi seviyorum, biliyor musun? Sana her şeyi anlatabilirmişim gibi hissediyorum." (s. 79)
İçimdeki Müzik ve Sol Ayağım kitaplarını okudunuz mu? Onlar da buna benzer bir konuyu oldukça başarılı biçimde işliyordu.
Zor şartlarda hayatla mücadele eden ve bu mücadelesinde yetişkinlere dahi örnek olacak çocuklar...
Bölümler başta August olmak üzere eserdeki kahramanlar tarafından anlatılıyor. Bunun en güzel yanı aynı olaylara farklı bakış açılarını görmek...
Bölüm aralarında farklı sanat eserlerinden geçiş cümleleri yer alıyor: "İşte benim sırrım. Çok basit. İnsan yalnızca kalbiyle görür. Özü gözler göremez." Küçük Prens
"Her şey yoluna girecek." (s. 70)
Girer mi bilmiyorum ama bunun için bir mucize bile gerekse bunun olabileceğini gösteren bir eser. Hem aslında hepimiz birer mucize değil miyiz? İnandığımız zaman başarmak için çok daha motive olmaz
Bazı kitaplarla tanışıklığın çok güzel nedenleri de vardır. Benim bu kitapla tanışmam da buradan bir okurun - @ze5516 - hediyesiyle oldu. Daha da güzeli onunla aynı anda okuma şansımız oldu ve kartopu etkisiyle kıymetli başka bir okur daha - Madam Melankoli - bize eşlik etti. Kısacası, oldukça keyif aldığım, buram buram kalite kokan bir serüvendi.
Mucize
Hayatınıza mucize etkisi verecek bir eser.
Bazı kitaplar vardır okuduktan sonra istesen de artık eski sen olamazsın. Hayata bakışın, insanlara bakışın, olaylara bakışın...
August Pullman başkahramanımız.
Yüzünde fiziksel bir bozuklukla dünyaya gelen bir çocuk. Daha doğarken başlıyor hayatla zorlu mücadelesi.
Onu anlamak çok önemli...
Bir ortama girdiğinizde bütün insanların size yüzünde bir tiksinti ile baktığını düşünün. Sizi salgın bir hastalık gibi gördüklerini... Nasıl olurdu öylesi bir hayat? Nasıl olurdu öyle bir öğrenci olmak, normali bile çok zorken?..
"Seninle ilgili en çok neyi seviyorum, biliyor musun? Sana her şeyi anlatabilirmişim gibi hissediyorum." (s. 79)
İçimdeki Müzik ve Sol Ayağım kitaplarını okudunuz mu? Onlar da buna benzer bir konuyu oldukça başarılı biçimde işliyordu.
Zor şartlarda hayatla mücadele eden ve bu mücadelesinde yetişkinlere dahi örnek olacak çocuklar...
Bölümler başta August olmak üzere eserdeki kahramanlar tarafından anlatılıyor. Bunun en güzel yanı aynı olaylara farklı bakış açılarını görmek...
Bölüm aralarında farklı sanat eserlerinden geçiş cümleleri yer alıyor: "İşte benim sırrım. Çok basit. İnsan yalnızca kalbiyle görür. Özü gözler göremez." Küçük Prens
"Her şey yoluna girecek." (s. 70)
Girer mi bilmiyorum ama bunun için bir mucize bile gerekse bunun olabileceğini gösteren bir eser. Hem aslında hepimiz birer mucize değil miyiz? İnandığımız zaman başarmak için çok daha motive olmaz