An itibarı ile bitirmiş bulunuyorum kitabımı…
Kullanılan fazlaca betimlemelerden dolayı olayların akışına kapılıncaya kadar okumakta zorlandığımı söylemeliyim. Hikayenin içine girdikten sonra artık soluk almadan devam etmek, neler olduğunu öğrenmek ve hatta mutlu bir son görebilmek için sabırsızlanıyor insan. Gökyüzünün parıldadığı Mai bir gecede nice hevesler ve güzel hayaller ile başlayan bir serüvenin simsiyah bir geceye vardığı zamanlara tanıklık ettim kitabı okurken. Çokça hayatın içinden acılar, fazlaca insani hayaller ve hevesler ile dolu anlar, ve sonrası hüsran olan bir hayat…En can dostu ile bile artık paylaşacak bir şeyi kalmıyor bazen insanın. Kalpler bir olsa da, yollar ayrı olunca kalmıyor söylenecek söz,edilecek kelam.
Ahmet Cemil ve Hüseyin Nazmi de iki yakın dost, iki ayrı yolun yolcusu…
Ahmet Cemil’in hikayesi sizi biraz üzecek olsa bile mutlaka okunmaya değer.
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Yakamoz Yayınları · 201634,8bin okunma
Hey cesur yeni dünya ! Kitapta ki karakterimiz John sık sık böyle sesleniyor adına uygarlık dedikleri ve yabancısı olduğu sisteme. Bir sistem düşünün ki her şeye sizin adınıza karar verilmiş. Ne düşünüp neyi düşünmemeniz gerektiği, hangi sosyal sınıfa mensup olacağınızı ve tabi gerekliliklerini, çocuk sahibi olup olamayacağınızı ve hatta yüzünüzün şeklini bile! Artık hiç üzülmeyeceksiniz ve her an istediğiniz yerde olabileceksiniz size verilen somayla…Herkes herkes için var olacak ve bilmeniz gerekenler size uykunuzda siz farkına bile varmadan öğretilecek. Bakıldığında her ne kadar cazip gelse de uygar bir annenin çocuğu olarak hiçte uygar olmayan bir şekilde büyüyen kahramanımız bu sistemi bir türlü içine sindiremez. Devamlı sorgular ve anlamaya çalışır. Kitabı okurken aslında çok benzer şeyleri günümüzde de yaşadığımızı düşündüm. Örneğin; tek tip suratlar, aile bağlarının neredeyse yok oluşu, kimin kiminle ne olduğunu anlayamayışımız gibi. Ama en önemlisi de bize düşünmeyi, akıl etmeyi, sorgulamayı unutturacak kadar boşluğa düşüşümüz; robotlar gibi öyle duygusuz, öyle samimiyetsiz yaşayıp gidiyoruz. John bunun farkına varır ve herkesi bu durumdan kurtarmak için çabalar, nafile çabalar bunlar.. Sonunda durumu kabullenip inzivaya çekilir, elini eteğini çeker bu uygar insanlardan ama uygar insanlar onun peşini bırakmaya niyetli değildir hiç! Bir vahşi olarak gördükleri John onlar için merak konusudur çünkü. Onun yaşadığı duygu karmaşası ve anlamlandırma çabasını okurken kendinize ben hayattan ne istiyorum sorusunu soracaksınız…
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma