Ağaç demiş ki baltaya
Sen beni kesemezdin ama
Ne yapayım ki sapın benden
Bak şu ağacın bilincine sen
Ölen ben öldüren benden
Bunca analar ağlayıp durur da
Akıp gider gelinciklerden
Kör müdür sağır mıdır bu ırmak
Ölen ben öldüren benden
Her yerde böyle olmuş bu
Önce dağa taşa ağaca söyletmiş halk
Sonunda sabahın bir yerinden
Uyanıp kalkmış ayağa ırmak
Ölen ben öldüren benden
(Sanal Emeği, 1978)
Istıraplarım çok mu çirkin, çok mu çocukça? Onları senden mi gizleyeceğim ? Sahneye maskeyle çıkmak! Ben aktör değilim. Sesinin tonunda minnacık bir soğuyuş hissettiğim anda yokum.
“Mutluluğunu yüksek sesle anlatma, hasedin uykusu oldukça hafiftir.” demiş eskiler. Güzel bir şeyi ne kadar az kişiye anlatırsan, güzel kalma süresi de o kadar uzun oluyor. Yazılı olmayan bir kuraldır bu...