Işığın savaşçısının cesaretinin kırıldığı çok olur.
Onca arzuladığı duyguları uyandırmayı başaramayacağına inanır. Yenilenlerden olduğunu, heyecanını hiçbir şeyin yerine getiremeyeceğini hisseder geceler boyu...
Arkadaşları onun için, "Belki de artık savaşmayacak," der.
Savaşçı böyle sözleri duyduğunda acı çeker, aklı karışır, çünkü ulaşmak istediği yere henüz ulaşamadığını bilmektedir. Ama direngededir o ve hedefinden vazgeçmeye razı olmaz.
İyi ile kötünün, melek ile şeytanın kadim savaşı. Başlangıç tarihini bilemediğimiz gibi biteceği tarihi de kestiremediğimiz büyük savaş. İyilik korkaklıktan mı ibarettir? Kötü olan insanlar sadece daha cesur olanlar mıdır? Yaptıklarının arkasında durabilenler ve kendisini gerçekten tanıyanlara mı kötü deriz? İnsan özünde kötü müdür? Bu cevapsız soruların kurcalandığı güzel bir Coelho eseri. Bu soruların cevabını ise "Her şey bir özdenetim sorunuydu. Ve insanın nasıl bir karar vereceği sorunu. Başka bir şey değil." diyerek veriyor. Ancak kitabın ve hayatın içinde de sıklıkla ortalığı karıştıran esas mesele hâlâ soru işaretleri altında ezilmekte. İyi nedir, kötü nedir?
Sözcük dağarcığı sınırlıydı, insanlara bakınca içinde uyanan değişik duyguları sözcüklere dökemediği çok oluyordu, yine de başkalarını "fark ediyor", duygularını tanıyordu.
Bir şey elde etmek istiyorsanız gözünüzü hiç kapamamalısınız, bütün dikkatinizi hedefinizde toplamalı ve ne istediğinizden emin olmalısınız. Kapalı gözlerle hiç kimse hedefine ulaşamaz.